Türkiye’nin en uzun soluklu jazz festivallerinden Alanya Uluslararası Caz Festivali bu yıl 26 – 29 Eylül 2024 tarihleri arasında, on dokuzuncu senesinde de ücretsiz konserlerle Alanyalı sanatseverlerle buluştu. Bu festivalin değeri sadece sürdürülebilirliği önemseyerek yıllardır devam ettirilmesindeki kararlılıkta değil aynı zamanda kültür ve sanatsal etkinliklere çok saygılı olan Alanya halkını jazz ile tanıştırmaktaki samimi çabalarında. Ülkenin çoğu şehrinde jazz festivalleri tertip edilmeye devam ediyor, kimisi uzun kimisi ise saman alevi gibi kısa sürede tarih olup gidiyor. İçerik planlaması doğru yapıldığında ve sürdürülmesi için titiz, profesyonel ve samimi bir gayret sarf edildiğinde ise ömrü, Alanya Caz Festivali örneğinde olduğu gibi uzun oluyor.
Festivalde daha önce sahne almış müzisyen arkadaşlarımın festival hakkında övgüleri kulağıma çok gelmişti ama katılmak bir türlü nasip olmamıştı. Programımı denk getirerek bu yıl ilk defa festivali yerinde takip etme şansım oldu ve izlenimlerimi memleketin saygınlığını devam ettiren jazz yuvamız Jazz dergisinde okurlarımızla paylaşarak gelecek sene gerçekleşecek 20. yıl özel festivali öncesi tarihe bir not düşmek istedim.
Bu sene göreve başlayan Alanya Belediye Başkanı Sayın Osman Tarık Özçelik’in vizyonuyla çok daha güçlenen festival ALTAV, ALTİD, ALTSO’nun katkılarıyla hayata geçirildi. Tarihi Kızılkule Meydanı’nı dolduran Alanyalılar jazz ile dolu dolu 4 akşam geçirdiler.
Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, jazz ile 1994 senesinde eşi Canan Hanım ile New York’da bir sokaktan geçerken şans eseri girdiği bir jazz kulübünde dinlediği müzikten ve insanların müziğin ortak diliyle eğlenmesinden büyük keyif aldığından ve o günden bu yana ne zaman bir yerde jazz müzikle karşılaşsa sıkı bir jazz müzik takipçisi olmadığı halde jazz müziğe saygı göstererek dinlediğinden bahsetti. Bu tatlı tesadüf Alanya Caz Festivali’ne Özçelik’in daha da özen göstermesine neden olmuş. Festival boyunca her akşam festival alanına gelerek konserleri izleyen Özçelik ve yardımcısı Abdurrahman Açıkalın hem müziğin keyfini çıkarttı hem de festival alanını dolduran Alanyalılarla uzun uzun sohbetler ettiler.
Sunuculuğunu Sema Eryiğit Emek ve Yasin Kınay’ın gerçekleştirdiği festivalin ilk akşamında hayatını uzun yıllardır İsveç’te sürdüren kadife sesli krooner Hayati Kafe, The Viking of Jazz projesi ile seyirci karşısındaydı. Türkiye’nin yurt dışındaki kültür elçilerinden biri kabul edilen, Yaşam Boyu Başarı Ödüllü Kafe, unutulmaz bestelerden ve aranjmanlardan oluşan repertuvarını seslendirirken kendine İsveç’li yol arkadaşları Carl Orrje piyanoda, Patrick Boman kontrabasta ve Jesper Kviberg ise davulda eşlik etti. Birkaç gün önce doğum günü olan Kafe için konser sonrası sahnede bir doğum günü kutlaması da yapıldı. Alanya Caz Festivali her sene Türkiye’de jazz’ın gelişimine değer katmış duayen isimlerin festivalde sahne almasını çok önemsiyor ve bu sanatçılara festival sahnesinde yer vermeyi kendisine misyon edinmiş durumda.
Festivale sakin bir akşamla açılış yapmıştık. Hayati Kafe konserinin ardından Hollandalı jazz vokalisti Judİith Nijland, muazzam telaffuzu ve kaliteli bir jazz hissiyatı uyandıran icrası ile Alanyalı sanatseverlerin karşısında yerini aldı. Güzel akşamda kendisine piyanoda Tico Pierhagen, kontrbasta Pieter Althuis ve davulda Peter Weissink eşlik etti. Nijland, özellikle 50’li yaşlarındaki müzikseverlerin gençlik zamanlarına unutulmaz anılar bırakan İsveçli efsanevi grup Abba’nın şarkılarının jazz formundaki düzenlemelerini seyircisinin beğenisine sundu.
Festivalin ikinci akşamında Türkiye’de jazz, soul, R&B tarzlarını yüksek enerjili performansı ile farklı bir boyuta taşıyan Selen Beytekin’in verdiği konser ile devam edildi. Beytekin, kostümlerinden repertuvarına, geri vokal kullanımından, görselliği sahne şovunun içine katmasına kadar pek çok yenilikçi fikir ile müzik endüstrisinin kalite sınırlarını üst seviyeye taşımaya çabalıyor. Konser akşamı kendine Alanya’nın medarı iftiharı gitarist Cem Tuncer’in de gitarıyla eşlik etttiğini belirtmekte fayda var. Beytekin ile birlikte uzun süredir beraber çalıştıkları Şenova Ülker, Engin Recepoğulları, Ercüment Orkut, Ozan Musluoğlu ve Ferit Odman ile birlikte soprano vokalde Yağmur Bakar, alto vokalde Elif Demirbağ ve tenor vokalde Zeki Bozkurt sahnedeydi.
Cuma akşamının ikinci konserinde Netflix’in İspanyol yapımı rekortmen dizisi La Casa de Papel’in sesi, frankofon kökenli İspanyol vokal Cecilia Krull, davulda Alberto Brenes, piyanoda Jorge Castaneda, gitarda Carlos Gutierrez ve kontrasta Tono Miguel ile sahnedeydi. Krull’un La Casa de Papel’in yönetmeniyle tanışması da bir kulüpte jazz söylerken gerçekleşmiş ve Krull’un jazz söyleme tutkusu My Life is Going On parçasının popülerliği ile hayatını tamamen değiştirmiş. Konserde parçayı iki kere söyleyen Krull, Alanyalıların hafızasına unutulmaz bir anı bırakmış oldu. Koyu bir La Casa de Papel hayranı olarak dizide dinlediğim sesi, aynı melodik ve armonik yapıda icra edilen bir My Life is Going On ile dinlemek benim için de muhteşemdi.
28 Eylül akşamı festivalde coşkunun ve izleyici sayısının zirve yaptığı akşamdı. 20.30’da Timeless Classics projesiyle sahne alan Dilek Sert Erdoğan’a Kaan Bıyıkoğlu, Sıtkı Sırtanadolu, Baran Say, Burak Cihangirli, Kaan Karadavut ve Çağdaş Oruç eşlik etti. Seyircilerin arasında gezinen Erdoğan’ın kadına şiddete karşı verdiği mesajlar en az eğlenceli şarkıları kadar meydanı dolduran Alanyalılar üzerinde etki yarattı. Eğlenceli parçalardan kurguladığı repertuvarını neredeyse bir rock konseri enerjisinde tamamlayan Dilek Sert Erdoğan seyirciden yoğun alkış aldı.
Gecenin ikinci konserinde enerji santrali Kimberly Nichole rengarenk kostümü, sıradışı saçları ve coşkulu müziği ile Alanyalılara jazzın dansa dönüştüğü eğlenceli yönünü tanıttığı bir performans sergiledi. Nichole’e sahnede benim de ilk defa dinlediğim birinci sınıf bir pop-jazz orkestrası eşlik etti. Oya Erkaya, Serkan Ayman, Vecihi Akın, Aytun Geldin ve Alper Selçuk İmren’den oluşan orkestra Nichole ile sanki yıllardır turluyormuş gibi yüksek tempo bir konser performansı çıkarttı.
Festivalin son akşamında kendi kuşağının en aktif trompetçilerinden Barış Doğukan Yazıcı “Resonance” projesiyle New York’un sokaklarında duyabileceğimiz tarzda jazz’ı Alanyalı sanatseverlere tanıştırdı. Ozan Musluoğlu, Serkan Özyılmaz ve Ferit Odman ile standartlardan, modern dönem jazz klasiklerine, Yazıcı’nın kendi bestelerine kadar eserlerden oluşan kaliteli bir repertuvar, mücevher kalitesindeki bir işçilikle sahnelendi. Festivalin tadı damaklarda kalan konserlerinden biriydi.
Festivalin final performansında takdime gerek duymayan vokalist Monica Molina, Antonio Cuenca, Jorge Vera, Joaquin Moreno, Jaume Blazquez ile Benjamin Santiago’dan meydana gelen kaliteli bir anturaj latin orkestra ile sahnedeydi. Festivalin kalitesine yakışır bir kapanış ile gelecek yıl buluşulmak üzere sözleşilerek seyirciye veda edildi.
Alanya Caz Festivali genel olarak jazz’ın kökenine ya da keskin köşelerine yakın olmadan, halkın ücretsiz konserlerle keyif alacağı bir jazz algısı yaratabilmek için yıllardır çabalıyor. Konserler öncesi jazz’ın kısa tarihine dair notlar ve bilgilendirmeler ile dinleyicisini bilinçlendirmeyi amaçlıyor. Bunu sağlamak için seyircisinden, konuk sanatçıcısına, misafirine ve basın mensubuna kadar tüm paydaşlara saygılı, çalışkan, özenli ve samimiyetli örnek bir iş yapış biçimi tercih ediyor.
Akdeniz’in tropik meyve cenneti Alanya’nın bu güzel festivali eleştirilere saygılı, gelişime açık ve her zaman iyi olanı arayan mizacı ile ülkemizin jazz adına yüz akı olmaya devam edecek. Şahitlik edebilenlere ne mutlu. Bu satırları yazabilmem için bana çalışma alanlarını açan Osman Tarık Özçelik, Abdurrahman Açıkalın, Nazmi Uyar ve tüm Alanya Belediyesi çalışanlarına destekleri ve yardımseverlikleri için teşekkür ederim.










