Bilge müzisyen, piyanist, besteci ve davulcu Jack DeJohnette, 83 yaşında aramızdan ayrıldı. Arkasında yalnızca eşsiz kayıtlar değil, jazz’ın düşünsel sınırlarını genişleten bir miras bıraktı. Bu yazıda bizlere ilham kaynağı olan bu büyük müzisyeni saygıyla anıyor, onun müzikal yolculuğunu ve ardında bıraktığı mirası daha yakından tanımaya çalışıyoruz.
Hayatı ve Kariyeri
1942 yılında Chicago’da doğan Jack DeJohnette, müziğin ve müziksel duyarlılığın yüksek olduğu bir aile ortamında yetişti. Dört yaşında klasik piyano dersleri almaya başlayan DeJohnette, daha sonra Chicago Müzik Konservatuarı’nda (Chicago Conservatory of Music) eğitimini sürdürdü. Henüz on dört yaşındayken lise konser grubuna katıldığında, davul çalmaya başlamıştı bile. Kendisi çocukluk dönemini şöyle anlatır: “Çocukken her türlü müziği dinlerdim ve onları hiçbir zaman kategorilere ayırmazdım. Piyano dersleri alır, opera, country ve western müziği, ritim ve blues, swing, jazz gibi türleri dinlerdim. Benim için hepsi müzikti ve hepsi harikaydı. Müzikle, her tür müzikle ilgili bu bütüncül duyguyu korudum ve onu hep yanımda taşıdım. İnsanları ve müziği bölümlere ayırma eğilimine rağmen bu inancı ve duyguyu korudum.”
Kariyerinin erken dönemlerinde Chicago’da R&B, hard bop ve avangart müzikler çaldığını ve kendi gruplarına liderlik ettiğini görmek mümkündür. Bu dönemde Richard Abrams, Roscoe Mitchell gibi isimlerle birlikte çalmış ve Chicago’daki Association for the Advancement of Creative Musicians (Yaratıcı Müzisyenlerin Gelişimi Derneği) bünyesinde ritim, melodi ve armoni çalışmaları yapmıştır. Bir Jam Session‘da John Coltrane ile çalması onun için ayrıca kritik öneme sahiptir. 1966’da New York’a taşınan DeJohnette burada Charles Lloyd Quartet’in bir üyesidir. Burada uluslararası alanda duyulmaya başlamış ve New York’taki ilk yıllarında pek çok grupla çalma fırsatı yakalamıştır: Jackie McLean, Abbey Lincoln, Betty Carter ve Bill Evans bu isimlerden bazılarıdır. Özellikle Jackie McLean ile çalıştığı dönemde bir anısı oldukça ilgi çekicidir. Dom Famularo ile bir röportajında DeJohnette şunları söyler: “Tony Williams, Miles’dan önce Jackie McLean ile çalışıyordu. Bir gün Miles onu izlemeye gelmiş ve sonrasında Tony’i grubuna alarak bir nevi onu avlamıştı. McLean ile benim çalıştığım dönemde bir gün Miles yine dinlemeye geldi. Sonrasında McLean bana: ‘Miles seni arayacak ve sana iş teklif edecek’ demişti. Çünkü tıpkı Tony olayında olduğu gibi bunu daha önceden yaşamıştı ve böyle olacağını biliyordu. Sonrasında Miles’dan telefon aldım.”
Üç yıl boyunca Miles Davis ile çalışan DeJohnette, Bitches Brew, On the Corner, A Tribute to Jack Johnson, Live-Evil gibi önemli kayıtlarda yer aldı. Miles, onun pek çok müzik stilini içeren davulculuk yaklaşımını biliyordu. 1960’ların sonundan itibaren jazz müziğinde yeni bir dönem başlamıştı ve DeJohnette bu akıma oldukça uygundu. Groove ön plandaydı, uzun çalma seansları kaydedilir ve çeşitli kurgulardan sonra (Teo Macero etkisiyle) bir kompozisyon oluşturulurdu. Grup olarak yoğunluk artırılır ve yaratıcılık merkezde tutulurdu. Miles Davis’in fusion okulundan pek çok iyi müzisyen çıkmıştı ve DeJohnette bu müzisyenlerle hep iş birliği içerisinde oldu. Aynı dönemde lider olarak kendi kayıtlarını yapmayı da ihmal etmiyordu. İlk albümü The DeJohnette Complex (1969) Milestone plak şirketinden çıkmıştı. Bu albümde yer alan parçaların çoğuna Roy Haynes davul çalmıştır. New York’a ilk geldiği zamanlarda tanıştığı Haynes’i her zaman mentoru, akıl hocası olarak görmüştür. Bu albümdeki ilginç detaylardan biri de DeJohnette’in melodika icralarıdır: “Haynes ile birlikte melodika çalmak… İşte bu çok zordur.” der bir röportajında. Haynes’in Over the Barline stili onu hep etkilemiştir.
DeJohnette, 1970’lerin başında Have You Heard, Sorcery ve Cosmic Chicken albümleriyle üretkenliğini sürdürmüştür; bu erken dönem kayıtları Milestone ve Prestige etiketleriyle çıktıktan sonra, sonraki yıllarda sanatçıyla özdeşleşecek olan ECM şirketine geçmiştir. ECM onun özgün besteleri ve davulculuk yaklaşımları için verimli bir alan sunmuştur. 1971’de Freddie Hubbard’ın First Light albümünde yer alarak dönemin en dikkat çekici eşlikçilerinden biri haline gelmiş, 1972’de kurduğu kısa ömürlü Compost grubuyla ritim ve armoniyi deneysel biçimde birleştirmeye çalışmıştır. 1973–74 yıllarında Stan Getz Quartet’te Dave Holland ile birlikte çalmış; bu birliktelik, daha sonra John Abercrombie’nin katılımıyla kurulan Gateway Trio’nun temelini oluşturmuştur. Ardından Directions ve New Directions adlı topluluklarla yoluna devam etmiş, New Directions’da; Abercrombie, Lester Bowie ve Eddie Gómez ile çalmıştır. DeJohnette’in asıl geniş yankı uyandıran projesi ise 1979’da kurduğu Special Edition’dır. David Murray, Arthur Blythe, Chico Freeman ve John Purcell gibi isimlerin yer aldığı bu grup, geleneksel jazz disipliniyle avangart yaklaşımı buluşturarak genç üflemelilerin kariyerlerinde önemli bir basamak oluşturduğu görülür. Aynı dönemde Pat Metheny, Charlie Haden, Dewey Redman ve Michael Brecker ile 80/81 albümünde buluşan DeJohnette, Keith Jarrett ve Gary Peacock ile oluşturduğu efsanevi üçlüyle (The Standards Trio) 1983’ten itibaren jazz standartlarını yeniden yorumladığı uzun soluklu bir döneme girmiştir. Bu yıllar, onun hem doğaçlamadaki özgür yaklaşımını hem de kolektif müzik üretimindeki zarafetini kalıcı biçimde kulaklarımıza duyurmaktadır.
1990’ların başındaki dikkat çekici projelerinden biri diğeri kendisi, Holland, Herbie Hancock ve Pat Metheny’den oluşan turne dörtlüsüydü. Grup, 1992’de Yerli Amerikan kültüründen ilham alan ve Vernon Reid ve John Scofield’ın da yer aldığı Music for a Fifth World adlı bir albüm çıkarmıştır. Bu noktada benimsediği müzisyen ve tarz çeşitliliği göz önüne alındığında, DeJohnette 1990’lardaki müziğini “çok boyutlu” olarak tanımlamaktadır.
2005 yılında kendi plak şirketi Golden Beams Productions’ı kuran Jack DeJohnette, bu dönemde müziğini yeni alanlara taşımıştır. İlk projeleri arasında Gambiyalı kora (bir Batı Afrika çalgısı) ustası Foday Musa Suso ile kaydettiği Music from the Hearts of the Masters ve meditasyon odaklı Music in the Key of Om albümleri yer almış; ikincisi Grammy ödülüne aday gösterilmiştir. Aynı yıl yayımlanan bir diğer albüm Hybrids ile jazz ve dünya müziğini harmanlamıştır. Bu onun küresel müzik vizyonunu ortaya koyar. 2006’da The Elephant Sleeps but Still Remembers (Bill Frisell ile) ve Tony Williams’a adadığı Saudades albümleriyle doğaçlamaya dayalı üretimini sürdürdüğü görülür. 2007’de Intercontinental projesiyle Afrika müziğini keşfetmeye devam etmiş, aynı yıl Bruce Hornsby, Herbie Hancock, Wayne Shorter ve Ron Carter gibi isimlerle ortak çalışmalar yapmıştır. 2008’de John Patitucci ve Danilo Pérez ile kaydettiği Music We Are, dostluk ve kolektif yaratım üzerine kurulu enerjik bir trio çalışması olarak kulaklarımıza çalınır. Bir yıl sonra DeJohnette, Peace Time albümüyle Grammy ödülü kazanmıştır. Kariyeri boyunca DownBeat ve JazzTimes anketlerinde hep takdir görmüş; 1991’de Berklee College of Music’ten fahri doktora almış ve 2010’da Percussive Arts Society onur listesine kabul edilmiştir. Bununla birlikte 2012’de ABD Ulusal Sanat Vakfı tarafından NEA Jazz Master unvanı almıştır. Tüm bu ödüllere rağmen yaratıcı süreci her zaman önceliği olarak gören DeJohnette, son yıllarında John Scofield, John Medeski, Larry Grenadier Ravi Coltrane ve Matthew Garrison gibi isimlerle projeler yaparak üretkenliğini sürdürmüş, bizlere zamanın ötesinde bir sanatçı olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Davulculuğu Üzerine
Kariyerine bakıldığında davulcu olarak ön plana çıksa da DeJohnette, aynı zamanda iyi bir klasik piyanisttir. Davulculuğunun ön plana çıkmasını, doğal bir sürecin sonucu olarak görmektedir. Ona göre piyano ile davul arasında sanıldığından çok daha yakın bir bağ vardır. Her ikisi de vurmalı çalgılar ailesine aittir ve orkestral spektrumda benzer işlev taşırlar. DeJohnette, davul setinin bas davuldan zillere kadar uzanan geniş bir perde (pitch) aralığına sahip olduğunu ve bu yönüyle piyanoya benzediğini düşünmektedir. Orkestral bakış açısında zillerden yalnızca ritmik değil, aynı zamanda harmonik detaylar duyar; “overtones” ve kimi zaman akor çağrışımları yakalayarak onların uzayan tınılarını (sustain) bir köprü gibi kullanır. Orkestral “sound” onun konseptinin bir parçasıdır. Davul akordunu ise daima orta aralıklarda tutmayı tercih eden DeJohnette, diğer enstrümanlarla seslerin çatışmamasını amaçlamaktadır.
Onun konsepti yaratıcılığa, kendiliğinden gelene dolayısıyla doğaçlamaya dayanıyordu. Öğrencilerle yaptığı bir söyleyişide doğaçlama hakkında şunları söyler: “Kendimize spontaneous composers demeyi seviyorum. Çalarken fikirler, ritimler, armoniler ve sesler besteliyoruz. Bence bu, yaratma disiplininden, yapılar ve kurallarla nasıl çalınacağını öğrenmekten veya kuralları öğrenip sonra yavaş yavaş bu kuralları çiğnemekten geliyor. Aynı şeyi yapan insanlarla çalmak. Doğru notaları bulma yeteneğine ihtiyacınız var ki bunu bir yol haritası olmadan yapmak zordur. Yapılar içinde çalma disiplinine sahipseniz, yapılar oluşturmadan serbest çalmamak neredeyse imkansızdır. Aradığım bu tip bir şey. Bu sürekli ve ömür boyu devam eden bir süreç.”
Yapılar ve kurallarla çalmak ve sonrasında bu kuralları çiğnemek… Ne cümle ama! Bunu yapabilmek için çok fazla pratik yapmak ve sonrasında olabildiğince müzik içerisinde özgür olmak gerekir. DeJohnette’in plaklarla birlikte çalarak bazı teknik yaklaşımlar üzerine çok uzun saatler harcadığı bilinmektedir. Single, double, double stroke roll, 5 stroke roll, 7 stroke roll, 11 stroke roll, flams ve bunların bas davulla kombinasyonları onun sıkça kullandığı rudiment’lerdir. Fakat bunu bir bando davulcusu (marching drums) yaklaşımıyla değil, daha akıcı, dikey ve belki de onun tabiriyle sıvı halde duyurmayı tercih eder. Onun yaklaşımı dairesel veya spiral bir akış olarak tanımlanır: “Yeni fikirlere hep açık olmak ve yaratıcı bilincin kütüphanesinden faydalanarak sonsuz olasılıkları zorlamak”. İşte bu davulcular için ve belki de tüm müzisyenler için oldukça ilham verici bir bakış açısıdır.
Jack DeJohnette ve “Postmodernist” Davulculuk
Jack DeJohnette kayıtlarını her dinlediğimde bu konu aklıma gelmiştir. Sizlerle paylaşma fırsatı bulmuşken bahsetmemek olmazdı. Postmodernist davulcu kavramını daha doğrusu postmodernist üslubun davul setindeki duyumunu, ilk kez Joachim E. Berendt’in Caz Kitabı‘nda okumuştum. Tam olarak şöyle yazıyordu: “Jack DeJohnette davulda postmodern üslubun ‘baba’sıdır. Yeni davulcu tipi ondan yola çıkar ve ona yaslanır. Bu tip, davulcuların teknik ve rutin nedenlerle her zaman sahip olması gereken çok yönlülüğün ötesinde, öyle çok stilde çalabilir, çalışabilir ve öyle çok stili birleştirebilir ki, tek başına hiçbir akıma ait sayılması mümkün değildir.”
Bunu okuduktan sonra Jonathan D. Kramer’ın 14 maddelik postmodernizm yaklaşımı bir anda zihnime düşmüştü. Kesin bir tanım yapmanın zorluğuyla birlikte müzikte postmodernizmi karakterize eden bu maddelerde Jack DeJonhnette’i görmek çok zor değildi. Kramer’a göre postmodernizm:
- Modernizmin veya onun devamının basitçe bir reddi değil, her ikisinin de yönlerini taşır;
- Bir bakıma ve bir düzeyde ironiktir;
- Geçmişin ve günümüzün tınıları ve prosedürleri arasındaki sınırlara saygı göstermez;
- “Üstün” ve “düşük” stiller arasındaki engelleri yıkmaya çalışır;
- Yapısal birliğin genellikle sorgulanmayan değerine karşı küçümseme gösterir;
- Seçkin ve popülist değerler arasındaki ayrımı kabul etmeyi reddeder;
- Bütünselleştirici biçimlerden kaçınır (örneğin, tüm bir parçanın tonal veya seri olmasına veya belirlenmiş bir biçimsel kalıba dökülmesine izin vermez);
- Birçok gelenek ve kültürün müziğinden alıntılar veya referanslar içerir;
- Çelişkileri kucaklar;
- İkili karşıtlıklara güvenmez;
- Parçalanmaları ve kopuklukları içerir;
- Çoğulculuğu ve eklektizmi kapsar;
- Çoklu anlamlar ve çoklu zamansallıklar sunar;
- Anlamı ve hatta yapıyı, notalardan, performanslardan veya bestecilerden daha çok dinleyicilerde konumlandırır.
Ne dersiniz? Bir çağrışım var gibi görünüyor. Ancak bu tarz tanımlar yapmak kolay değil. Gerekli de olmayabilir. Kesin çizgilerle; “Jack DeJohnette postmodern bir davulcudur” demek belki de sınırları olmayan bir davulcuyu sınırlamak olur. Ancak postmodern estetikle kurduğu bazı paralellikler yeni bir düşünce alanı açıyor olabilir. Gelecekte yapılacak daha kapsamlı çalışmalarla bu tanıma somut cevaplar bulmak akademik alana katkı sağlayacaktır.
Son Söz ve Dinleme Önerileri
26 Ekim sabahı, üniversitede derslerime girmeden önce müzik dinliyor çeşitli notlar alıyordum. Keith Jarrett Tokyo ’96 Live albümünden Billie’s Bounce kulaklarımdaydı. Ne kayıt ama! Bir davulcuya ilham olmaması sanırım imkânsız. Tam da bu performansı dinledikten sonra Jack DeJohnette’in aramızdan ayrıldığını öğrendim. Bu haber, benim için adeta şok etkisi yaratmıştı. O günün buruk enerjisini muhtemelen hayatım boyunca unutamayacağım. Her şey için teşekkürler Jack DeJohnette. Huzur içinde uyu. İlham veren müziklerinle her zaman bizimle olacaksın.
Sizlere keyifli bir dinleme listesi bırakıyorum. En az benim kadar keyif almanız dileğiyle:
- Jack DeJohnette – The DeJohnette Complex – Milestone 1969.
- Miles Davis – Bitches Brew – Columbia 1970.
- Gateway Trio – Gateway – ECM 1976.
- Jack DeJohnette – New Directions – ECM 1978.
- Jack DeJohnette – Special Edition – ECM 1980.
- Pat Metheny – 80/81 – ECM 1980.
- Keith Jarrett – Standards, Vol.1 – ECM 1983.
- Keith Jarrett – Standards, Vol.2 – ECM 1985.
- Jack DeJohnette – Parallel Realities – MCA 1990.
- Jack DeJohnette – Music for the Fifth World – Manhattan 1993.
- Keith Jarrett – Live Standards Trio Tokyo ’96 – ECM 1998.
- Jack DeJohnette – Music from the Hearts of Masters – Golden Beams 2005.
- Jack DeJohnette – Music in the Key of Om – Golden Beams 2005.
- Jack DeJohnette – Peace Time – Golden Beams 2007.
Kaynakça
– E. Berendt, Joachim: Caz Kitabı, Ayrıntı Yayınları 3. bs., 2010.
– Kramer, J. D. (1996). Postmodern Concepts of Musical Time. Indiana Theory Review, 17(2), 21–61. http://www.jstor.org/stable/24044674.
– URL 1: https://www.jackdejohnette.com/discover
– URL 2: https://college.berklee.edu/news/1158/students-improv-with-jack-dejohnette
– URL 3: https://www.nytimes.com/2025/10/27/arts/music/jack-dejohnette-dead.html
– URL 4: https://practicingdrummer.com/jack-dejohnette-interview/
– URL 5: https://www.grammy.com/artists/jack-dejohnette/1845
– URL 6: https://downbeat.com/news/detail/in-memoriam-jack-dejohnette-1942-2025








