bizimcaz.com verilerine göre, ülkemizde 2025 yılında 43 yerli jazz albümü yayımlandı. Bu albümlerden 10’u, Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda Hayyam Stüdyoları tarafından yürütülen “10 Usta 10 Albüm” projesi kapsamında hayat buldu. Bu albümler serisi, memleketin jazz kültürüne kalıcı eser bırakılması bakımından önemli bir katkı sunuyor. Serinin plak olarak Loft Caz Records kataloğundan basılan ilk albümü, ülkemizin en “jazz” abilerinden İmer Demirer’in ‘Evergreen’ adlı çalışması oldu. Demirer, jazz mirasımızda önemli bir yere sahip olsa da, bu albümle birlikte sadece üç kişisel albümü bulunuyor. Acısıyla tatlısıyla, hayatı trompetine jazz olarak üfleyen İmer Demirer, uzun soluklu yol arkadaşları Can Çankaya, Kağan Yıldız ve Burak Cihangirli ile birlikte kaydettiği ‘Evergreen’ albümünde, jazz standartlarıyla özgün besteleri bir araya getiriyor. Demirer, canlı performanslarında da saygıyla andığı ustası Emin Fındıkoğlu ile zamansız müziklerin bestecisi Thelonious Monk, Antônio Carlos Jobim ve Victor Young gibi isimlerin eserlerine kendi yorumuyla yeniden hayat veriyor. Repertuvar ve icra bakımından bütünlüklü bir yapıya sahip olan albümde tek Demirer bestesi olan “Ich Denke Dich” plağın en sonunda yer alıyor.

Albümün açılış parçası olan Emin Fındıkoğlu bestesi “The Standard to End All Standards”, Emin hocanın kendi albümündeki orijinal versiyona getirilen taptaze yorumlarla dinleyeni hemen içine çekiyor. Demirer’in parlak ve güçlü tonlarıyla öne çıkan trompeti, parçanın bütününe hâkim bir karakter kazandırıyor. Yapısı itibarıyla soloların ardından alkışlara alan açan düzenlemesi, eseri canlı performanslarda çalınmaya son derece uygun hale getiriyor. Bu, parçayı sahnede bir “açılış marşı” gibi ya da konserin akılda kalıcı ve yoğun alkış alacak final parçası olarak değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Özellikle Can Çankaya’nın perküsif dokunuşlarla ördüğü eşsiz piyano solosu, parçaya ayrı bir enerji katıyor; öyle ki bu bölümü defalarca dinlemekten kendinizi alamıyorsunuz.
Monk’un sofistike armonileriyle New Orleans jazzının karakteristik dans ettiren enerjisini buluşturduğu “Bright Mississippi” parçasının yeniden yorumunda, parçanın doğasına uygun dinamik bir aranjmanla dinliyoruz. Birbirinin peşi sıra gelen önce kontrbas, sonra davul soloları, iki müzisyen Yıldız ve Cihangirli’nin yeterliliklerini ve tecrübelerini özgürce sergileyebilecekleri bir yapı sunuyor.
Monk’un sofistike armonilerini New Orleans jazz’ının dans ettiren enerjisiyle buluşturan “Bright Mississippi” yorumunda, parçanın doğasına uygun canlı bir düzenleme karşımıza çıkıyor. Kontrbasın ardından gelen davul soloları, Yıldız ve Cihangirli’ye ustalıklarını ve deneyimlerini özgürce ortaya koyabilecekleri geniş bir alan açıyor; böylece müziğin akışı hem kolektif jazz ruhundan bireysel virtüöziteyi doğru akan ardından yeniden grup müziğinde buluşan bir kompozisyon yapısı içeriyor.
Dijital versiyonda, plakta yer almayan “Stella by Starlight” ve “Pomet” parçaları da dinleyiciyle buluşuyor. “Stella by Starlight” yorumunda Demirer’in tonu, Miles Davis’in modal jazz dönemindeki ses karakterini çağrıştırıyor. Zarif ve derinlikli atmosferiyle etkileyici bir balad olarak öne çıkıyor. Her ne kadar bu ballad beni derinden etkilemiş olsa da, zihnimde beliren bir ihtimal, böylesine usta müzisyenlerin bilinçli bir tercihle güvenli alanlarda kalarak kusursuz icralara yönelmiş olabilecekleri. Yine de bu yaklaşımı bir sanatsal tercih olarak görüyor ve saygıyla karşılıyorum. “Pomet”te ise sürdin ile çalınan trompetin, piyanonun verdiği karşılıklarla kurduğu etkileşim, keyifli bir müzikal diyaloğa dönüşüyor.
Muhtemelen plak süresinin sınırlı olması nedeniyle bu iki parçanın albümde yer almamış olmasına üzüldüm. Onları plağın sıcak ve özgün ses karakteriyle dinlemek gerçekten büyüleyici olabilirdi. Ancak ustaları stüdyoda bir araya getirmişken bu eserleri kaydedip en azından dijital versiyona eklemek çok yerinde bir karar olmuş. Özetle: Albüm çok başarılı, mutlaka dinleyin…








