Piyanoda Yiğit Özatalay, davulda Mustafa Kemal Emirel… Yirmi yılı aşkın dostlukları ve müzikal yol arkadaşlıklarıyla caz sahnesinde kendine özgü bir yer edinen Yürüyen Merdiven, Ağustos ayında yayımladıkları beşinci albümleriyle yeniden dinleyici karşısında. Üstelik bu kez sahnede ve kayıtta onlara İtalyan vokalist Mercedes Casali eşlik ediyor.
Yürüyen Merdiven albümlerinde ve konser performanslarında, davulun melodik çizgileriyle piyanonun perküsif vuruşlarını harmanlayarak sahnede dengeli, enerjik ve ince mizahla beslenen bir dünya kuruyor. Bu dünyaya adım atan herkes, kendini çoktan onların müzikal yolculuğunun içinde buluyor.
Yürüyen Merdiven’in beşinci albümü, aynı zamanda grubun ikinci konser albümü. Önceki çalışmalarında farklı vokalistlere kapı açan ikili, ilk konser albümünde yalnızca Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den oluşuyordu. Bu kez sahnede onlara Mercedes Casali eşlik ediyor ve üçlü, yıllara yayılan dostluğunu müziğe taşıyor. Albüm, 2023’te İtalyan Kültür Merkezi’nde kaydedilen konserin sıcak atmosferini yansıtıyor. Repertuar; İtalyan standartları, Güney Amerika ezgileri, özgün düzenlenmiş Amerikan caz klasiklerinin yanı sıra Özatalay’ın besteleriyle zenginleşiyor.
Albüm vesilesi ile grup üyeleri ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdim…

Yollar Milano’da Kesişti
Yiğit Özatalay, Mercedes Casali ile tanışmasını şöyle anlatıyor:
“2009-2011 yılları arasında Milano Konservatuarı’nda klasik kompozisyon üzerine yüksek lisansımı yapıyordum. Bir yandan da seçmeli olarak Jazz Ensemble dersini alıyordum cazla olan bağımı sürdürmek için. Mercedes de bu dersin öğrencilerinden biriydi. Bir süre sonra ders için ürettiklerimizi sahneye taşımaya karar verdik ve ilk konserimizi 2011 yazında Milano’da verdik. Ben yaz sonunda İstanbul’a döndüm ve birkaç ay sonra Mercedes’i İstanbul’da birkaç konser yapmaya davet ettim, o da kabul etti ve geldi. Aslında Kemal’le birlikte çaldık bu konserlerde, ama henüz Yürüyen Merdiven, yani davul-piyano ikilimiz yoktu ortalarda. Bu arada, o konserlerden birine tesadüfen Emin Fındıkoğlu uğramış, ertesi gün beni Ben Bertolt Brecht oyunu için piyanist aramakta olan Genco Erkal’a önermişti, böyle de ilginç bir dönüm noktasıdır hayatımda… Birkaç yıl İstanbul-Milano arasında gidip gelerek konserler yaptık, bir repertuar geliştirdik. 2014’te Yürüyen Merdiven doğunca da Mercedes’in Türkiye’deki hemen her konserini Kemal’le birlikte üçlü olarak yapmaya başladık.”

Mercedes Casali (Photo: Müjde Çapraz)
Albüm Kararı Konserden Sonra Geldi
Mustafa Kemal Emirel, albüm fikrinin spontane geliştiğini söylüyor:
“Aslında konser öncesinde albüm çıkarmak gibi bir niyetimiz yoktu, belki sosyal medya için birkaç vidyo hazırlarız diye düşünüyorduk. Konseri, teknisyen arkadaşımız Ercan Bektaş Ülger’in yardımıyla kaydettik. Konser biter bitmez sağ olsun bize kaba bir mix yolladı, ben de hemen dinledim. Konserin enerjisi ve performanslar çok hoşuma gidince (ki bunda İtalyan Kültür Merkezi’nin harika akustiğinin de payı büyük) önce Yiğit’le konuştum. Ertesi gün de Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde konserimiz vardı. Yiğit’i ve Mercedes’i bu kayıtların albüm olması gerektiği konusunda gün boyunca -tabiri caizse- darladım. Yiğit daha en baştan sıcak baksa da, Mercedes net şekilde olumsuzdu. Adeta AB müzakereleri gibi uzun bir süreç sonunda İtalya’dan zor bela vize koparmayı başardık diyelim. Şaka bir yana, Mercedes mükemmeliyetçi yapısı nedeniyle başta çekinceliydi. Ancak birkaç ay sonra o da kaydın güzel olduğuna kanaat getirdi ve biz de albüm olarak yayınlamak için kolları sıvadık. Tehdit ve şantajlarım sonuç verdiği için şahsen mutluyum, umarız dinleyenler de mutlu olurlar.

Mustafa Kemal Emirel (Photo: Çetin Atdemir)
Sade ve Duru Bir Müzikalite
Emirel, Mercedes’in Yürüyen Merdiven’le uyumunu ise şu sözlerle tarif ediyor:
“Mercedes, İtalya’da yaşaması nedeniyle çok sık birlikte çalamadığımız ama 2010’lardan beri tanıdığımız bir arkadaşımız. O yıllardan bu yana fırsat buldukça birlikte müzik yaptık. Bence son derece yalın, renkli ve kendine has bir müzikalitesi var. Çok fazla konser vermeyi tercih etmese de, tecrübeli ve çok yetkin bir vokalist; detaycı, gerçek bir mükemmeliyetçi. Müziğe dair kendi fikirleri ve düzenlemeleri var. Davul, piyano veya başka enstrümanlar için düzenleme ya da icra önerileri getirebilen, çok yönlü bir müzisyen. Zaten karakter olarak da çok ama çok sevdiğimiz ve iyi anlaştığımız bir dostumuz. Bu nedenle müzikal olarak anlaşmamız hiç zor olmuyor; tam tersine onun sade, duru enerjisi ve müzikal tavrı sayesinde birlikte müzik yapmak bizim için hep kolay ve keyifli oldu. Umuyoruz ki o da bizimle çalışmaktan memnundur ve daha uzun yıllar beraber müzik yaparız.”

Yiğit Özatalay (Photo: Çetin Atdemir)
Hikâye Anlatan Bir Repertuar
Yiğit Özatalay, şarkı seçiminde anlatısallığın ön planda olduğunu vurguluyor:
“Mercedes’le yaklaşık 15 yıl boyunca bir repertuar geliştirdik. Bu repertuarda caz hep oldu, ama sanırım ana malzemeyi gerek tiyatro kökenli olan Mercedes’in gerekse şiir/tiyatro projeleriyle haşır neşir olan Yürüyen Merdiven’in taşıdığı bir karakter öğesi oluşturdu hep: Anlatısallık/tiyatrallik. Mercedes de bizim gibi -hatta bizden daha da fazla- “sadece müzik” olarak bakmıyor bir konsere, baştan sona bir hikâye anlatımı olarak görüyor onu. Bu albümün repertuarına şeklini veren bir başka önemli unsur ise İtalyan Kültür Merkezi elbette. Bizi dinleyen kitleyle daha sıkı bir etkileşim yakalamamızı sağlayan beş İtalyanca şarkının özgün düzenlemesine yer verdik: Domenico Modugno’dan Vecchio frack ve Amara terra mia, Ennio Morricone’den Il clan dei siciliani ve İtalyan direniş şarkısı Bella ciao gibi. Bu “İtalyan standartları”yla uyumlu bir bütünlük oluşturabilecek iki Amerikan standardı (Nature Boy ve The Dock of the Bay), iki Güney Amerika şarkısı (Cafetin de Buenos Aires ve Ojala) ile benim iki bestemi (Kırmızı Paltolu Kız ve Boyun Eğmeyenler) de ekleyince repertuar tamamlanmış oldu. Bugüne kadar yayınladığımız albümler içinde en çok “cover”a yer verdiğimiz albüm bu oldu diyebiliriz.”
Yürüyen Merdiven, Mercedes Casali’nin güçlü ve zarif sesiyle bu kez farklı bir basamağa çıkıyor. Birlikte yarattıkları müzik, hem hikâye anlatımına hem de anın enerjisine yaslanıyor. “Yürüyen Merdiven ft. Mercedes Casali Live at Italian Cultural Institute of İstanbul” albümü, konserin sıcaklığını ve üçlünün yıllara dayalı dostluğunu dijital platformlara taşıyor.








