Jazz Kulüpte Dinlenir #3
Christian McBride – Live at Tonic
Christian McBride
“Jazz Kulüpte Dinlenir” serimize, yakın zamanlardan bir kayıtla ve jazz-funk’ı mükemmel yorumlayan bir basçıyla devam ediyoruz: Dokuz Grammy’li, 1972 Amerika doğumlu Christian McBride.
“Olağanüstü yetenekli” olarak kabul edilen McBride, henüz 17 yaşındayken, saksofoncu Bobby Watson’ın grubuna katılmış. Genç yaşlarından itibaren de, Freddie Hubbard, Herbie Hancock, George Duke, Pat Metheny, Chick Corea, Wynton Marsalis ve Eddie Palmieri gibi jazz müzisyenleri ve ekipleriyle; Sting, Isaac Hayes, The Roots ve hatta James Brown gibi, pop, hip-hop ve soul sanatçıları ile çalışmış.
McBride hem sahne hem de stüdyo müzisyeni: Önceleri basgitar çalıyor, ilerleyen zamanlarda kontrbasa geçiş yapıyor ve her iki enstrümanda da eşdeğer bir kabiliyetle ustalaşıyor. Kendi kurduğu ve yönetimini üstlendiği bir çok grubu olduğu gibi, katılımda bulunduğu bir çok grupta da yer alıyor; aynı zamanda eğitimci, mentör, besteci, aranjör ve yapımcı olarak da tanınıyor.
Live at Tonic
Bu içeriğin konusu kayıt, Live at Tonic (Ropeadope, 2006), tenor saksofonda Ron Blake, klavyede Geoff Keezer ve davulda Terreon Gully’den oluşan, Christian McBride’ın kendi grubu (ya da dörtlüsü) McBride Band kaydı.
Aynı zamanda McBride Band’in ilk canlı kaydı olma özelliğini taşıyan albüm, üç CD’den oluşuyor.
2005in Ocak ayında, New York’ta bulunan Tonic sahnesinde üstüste iki gece çalan grup, ilk setlerde kendi çalışmalarına yer vermişler. İlk diskte grubun açılış setlerinden seçilmiş sekiz funk yönelimli parça var (kapanış parçası Weather Report’un harika ‘Boogie Woogie Waltz’unun McBride Band yorumu).
İki gecede de grup sahneye; Charlie Hunter, Jason Moran, Jenny Scheinman, DJ Logic, Eric Krasno, The Roots’dan Scratch ve Rashawn Ross gibi farklı türlerden gelen sanatçıları davet etmişler. İkinci ve üçüncü disklerde de bu performanslara yer verilmiş. İkinci disk, ‘Bitches Brew’ ve ‘Mwandishi’nin doğaçlama versiyonlarının yanı sıra, ‘See Jam, Hear Jam, Feel Jam’in yarım saate uzanan bir performansı da dâhil olmak üzere altı parçadan oluşuyor. Üçüncü disk ise, daha da serbest, sadece dört uzun doğaçlamadan oluşuyor.
Eleştirmenler arasındaki genel görüş, “McBride’ın funk’ı sevdiği kadar uzatmayı da sevdiği” yönünde. ☺ İlk set (ya da disk), gerçekten muhteşem – muhtemelen canlı dinlendiğinde inanılmaz bir deneyim- ancak ortak kanı, bu albümü kayıttan dinlemek canlı dinlemek kadar güçlü bir etki yaratamıyor. John Kelman, All About Jazz için, albüme dair yazdığı değerlendirmesinde, bu duruma değinerek, Jazz’ın spontane doğasından kaynaklı, en iyi jazz deneyimi, canlı olanıdır” diyor – bu da Nardis’in Jazz Kulüpte Dinlenir mottosunun ne kadar doğru olduğunu gösteriyor! 😊
Tonic
Bu seride albümler ve sanatçılar kadar, kayıt esnasında kullanılan kulüpleri de araştırıyorum. Kayıtlar ne kadar eski olursa olsun, kulüplerin halen faaliyet göstermesi durumunda da ayrıca seviniyorum. Bu durum maalesef Tonic için geçerli değil. 1998’den 2007’ye New York’un müzik dünyasının demirbaşlarından sayılan Tonic, The New York Times gazetesinin yazarlarından Ben Sisario’nun 2007’de yazdığı yazısında şu sözlerle tanımlanmış:
“Şehir merkezinin, jazz, noise-rock, folk ve birçok sınıflandırılamaz türlerine ev sahipliği yapan, derleyici bir grup seçiciliğine sahip avangart kültürün merkezi… Yıllarca orada çalmış sanatçıların arasında, Cat Power, Sonic Youth, Yoko Ono, Cecil Taylor, Dave Douglas, Norah Jones ve Medeski Martin & Wood gibi isimler bulunuyor.”
Kapanmasının üzerinden 18 yıl geçmiş olmasına rağmen, Tonic’in sevenlerine hitaben yazdığı veda mektubunu bulabildim. Diyorlar ki:
“9 yıldan fazla bir süre sonunda, avangart, yaratıcı ve deneysel müziğin evi olarak faaliyet göstermiş olan Tonic, kapılarını kalıcı olarak 13 Nisan 2007, Cuma günü kapatıyor. Kısaca söylemek gerekirse, Lower East Side’ın kira ve diğer bütün masraflarını artık karşılayamıyoruz.”
Tonic Tapes
Tonic kapanalı çok olsa da, Tonic için araştırma yaparken, zamanında Tonic’de sahne almayı umut eden bazı grupların demo kasetlerine ulaştım – linkleri sonsuza dek takip eden benim gibiler için müthiş bir keşif!
Zamanında mekanın müdavimlerinden biri olan Manuel Arriaga, kulübün son gecelerinden birinde, çöpe atılacağı izlenimi yaratan bir koli içerisindeki, 50den fazla teyp kasedini görmüş ve resepsiyondaki kişiye kolinin muhtemel akıbetini sormuş… “eğer isterse alabileceği” söylenmiş kendisine.
O da hepsini evine götürmüş ve bir zaman sonra, son derece basit ancak insanın yüreğini burkacak kadar güzel bir websitesini tasarlamış: Tonic Tapes. Kasetlerin fotoğrafları üzerine bizi YouTube’a yönlendiren linkler gömerek, Tonic’in sound’unun sonsuza dek “gök kubbede hoş bir sadâ” olmasını da garanti altına almış. 😊
Böylece bu sefer mekan fotoğrafı yerine, Tonic Tapes websitesinin fotoğrafı ile bitiriyorum bu yazıyı.
🔗 https://www.christianmcbride.com/








