Kaş Caz Festivali, sekizinci yılında ‘Kökler ve Göçler’ temasıyla 28-30 Ağustos’ta Setur Kaş Marina’da düzenleniyor. Julia Biel, Michel Godard, Jembaa Groove, Anıl Şallıel, Şenay Lambaoğlu, Öner Karaçuha Quartet, Feride Hakim Quintet, Coşkun Karademir Trio ve Homeland’ın yer aldığı program; cazı Anadolu’dan Batı Afrika’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya uzanan farklı müzikal hafızalarla buluşturuyor.
Kaş Caz Festivali sekizinci yılında programını tek bir caz anlayışı etrafında kurmak yerine, cazın farklı coğrafyalardan aldığı sesleri ve bu seslerin zaman içinde geçirdiği dönüşümleri aynı programda yan yana getiriyor. 28-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında Setur Kaş Marina’da gerçekleşecek festivalin bu yılki teması ‘Kökler ve Göçler’. MarineERA katkısıyla hazırlanan programda konserlerin yanı sıra müzik, tarih, arkeoloji, denizcilik ve plak kültürünü buluşturan söyleşiler; gün doğumu etkinliği, warm-up performansları ve gece yarısı after party’leri yer alıyor. 28 Ağustos’ta Şenay Lambaoğlu Quartet ve Julia Biel, 29 Ağustos’ta Öner Karaçuha Quartet, Anıl Şallıel 166 Days ve Jembaa Groove, 30 Ağustos’ta ise Coşkun Karademir Trio ‘Folk’n’Jazz’, Michel Godard Trio ve Homeland’ın sahnede.
Üç güne yayılan caz programı
Kaş Caz Festivali’nin gündüz programı, ‘Kökler ve Göçler’ temasını yalnızca konser repertuvarı üzerinden değil, farklı disiplinler aracılığıyla da ele alıyor. MarineERA Resto Bar’da 28 Ağustos’ta Prof. Dr. Erol Murat Yıldız’ın “Zamanın İzleri” başlıklı söyleşisi ve Julia Biel’in “Kökler ve Göçler: Sesin Coğrafyası” buluşması gerçekleşecek. 29 Ağustos’ta Setur Marina Müdürü Ahmet Ertürk ile Prof. Dr. Havva İşkan, “Deniz Feneri ve Limanlar: Köklerde Yolculuk” başlığında konuşacak; Hakan Atala ise “Lale Plak Tarihi: Caz, İnsan ve Müzikal Bağlar” başlıklı buluşmada plak kültürü ve caz tarihini ele alacak. 30 Ağustos’ta Michel Godard “Kökler ve Göçler: Kadim Nefesler, Zamanı Aşan Melodiler ve Toprağın Hafızası” başlıklı söyleşiye katılacak; Derya Türkan ve Hakan Atala da festival temasını müzik üzerinden değerlendirecek. Festivalin bu bölümü, cazın yalnızca sahnede üretilen bir müzik olmadığını; tarih, coğrafya, dolaşım ve kültürel hafızayla birlikte okunabileceğini ortaya koyuyor.
Konser programının ilk günü 28 Ağustos Cuma. Akşam 20.30’da Şenay Lambaoğlu Quartet sahne alacak. Lambaoğlu’na piyanoda Tolga Bedir, basta Eylem Pelit ve davulda Turgut Alp Bekoğlu eşlik edecek. Saat 22.30’da Julia Biel sahneye çıkacak; Biel’in kadrosunda Idris Rahman saksafon ve geri vokalde, Matěj Černý kontrbasta, Pharoah Russell davulda yer alacak.
29 Ağustos Cumartesi programında saat 18.30’da Öner Karaçuha Quartet bulunuyor. Karaçuha’nın davulda yer aldığı toplulukta trompette Oğuzcan Bilgin, klavye ve synthesizer’da Ayberk Güngör, bas gitarda Enver Ferah bulunuyor. Saat 20.30’da Anıl Şallıel’in “166 Days” projesi Deniz Taşar’ın vokaliyle sahne alacak. Gecenin 22.30’daki konuğu Jembaa Groove. Grupta Eric Owusu vokal ve perküsyonda, Peter Somuah trompette, Godwin Vata Sonzi elektro gitarda, Yannick Nolting bas gitarda ve Nir Tom Sabag davulda bulunuyor.
30 Ağustos Pazar günü ise saat 19.30’da Coşkun Karademir Trio ‘Folk’n’Jazz’, 20.30’da Michel Godard Trio ve 22.30’da Homeland sahne alacak. Karademir’e piyanoda Selen Gülün, davulda Robert Mehmet İkiz eşlik ediyor. Michel Godard Trio’da Godard serpent, tuba ve bas gitarda; Ihab Radwan ud, Derya Türkan ise kemençede yer alıyor. Festivalin kapanışını Homeland üstlenecek; Serkan Çağrı klarnet, Tuluğ Tırpan piyano ve klavye, Mehmet Özen bas gitar, Mehmet Akatay ise davul ve perküsyonda sahne alacak.
Gündüz programının yanı sıra festivalin ritmi MarineERA katkısıyla düzenlenen after party’lerle gece yarısından sonra da sürecek. Gün doğumu ve söyleşi programlarının ücretsiz olduğu duyurulurken konserler için günlük ve kombine bilet seçenekleri satışta.
Julia Biel: Şarkının cazla buluştuğu yerde
Festivalin uluslararası programında yer alan Julia Biel, vokalistliğinin yanında besteci, şarkı yazarı, piyanist ve prodüktör kimliklerini aynı üretim alanında birleştiriyor. Afro-Avrupa köklerini, şarkı yazımını, doğaçlamayı ve kolektif ritmi bir arada kullanan bir sanatçı olarak tanımlanan ancak Londra’nın Güney Londra bölgesinden gelen sanatçı, Oxford Üniversitesi’nde Fransızca ve Almanca eğitimi gördü. Üniversite yıllarında Idris Rahman ile müzik yapmaya başladı. Başlangıçta piyanist olarak çalışan Biel, daha sonra vokalistliğini merkeze aldı. 2000 yılında ‘Perrier Young Jazz Vocalist of the Year’ ödülünü kazandı ve ardından Londra’nın deneysel yaratıcı müzik çevrelerinden F-IRE Collective içinde yer aldı.
Biel’in ilk albümü Not Alone 2005’te yayınlandı. Ardından “Nobody Loves You Like I Do” EP’si ve 2015 tarihli “Love Letters and Other Missiles” geldi. Bu albüm Biel’e MOBO Awards’ta ‘Best Jazz Act’ adaylığı getirdi. 2018’de kendi adını taşıyan “Julia Biel” albümü yayınlandı. 2020’de ise sanatçının kariyerinde farklı bir üretim modeli ortaya çıktı: “Black and White, Vol. 1”. Tamamı solo vokal ve piyano kayıtlarından oluşan albümde Biel, kendi sesine yalnızca piyano ile eşlik etti. Albümün adı, sanatçının melez kültürel kimliğine ve kendisine piyano ile eşlik etme pratiğine gönderme yapıyordu.
Biel’in diskografisi solo albümlerle sınırlı değil. Polar Bear’ın “Dimlit” albümünde yer alan ve Soothsayers’ın çalışmalarına katkıda bulunan müzisyen Ben Watt ile “Guinea Pig”, Stimming ve Ben Watt ile de “Bright Star” üzerinde çalıştı. 2019’da Bob Dylan’ın davetiyle Stuttgart’taki Jazzopen Festival kapsamında Dylan’ın konserinden önce sahne aldı. Sanatçı, 2024’te Almanya’daki Initiative Musik’ten yeni ve bugüne kadarki en kapsamlı müzik çalışmasını gerçekleştirmek üzere destek aldı. Kendi açıklamasına göre yeni müziklerinin üretim süreci bu desteğin ardından devam etti.
Kaş’taki konserde Biel, vokal, piyano ve klavyede sahne alacak; Idris Rahman, Matěj Černý ve Pharoah Russell ile dört kişilik kadrosunu oluşturacak. Festivalin programında Biel’in konserinin yanı sıra sanatçının “Sesin Coğrafyası” başlıklı söyleşisi de yer alıyor.

Julia Biel (Photo: internet/unknown)
Michel Godard: “Serpent” yeniden cazın içinde
Michel Godard’ın Kaş’taki varlığı festivalin ‘Kökler ve Göçler’ başlığıyla kurduğu müzikal ilişkinin en belirgin örneklerinden biri. 1960’ta Fransa’nın Héricourt kentinde doğan Godard, tuba ve özellikle serpent icracısı olarak tanınıyor. Tarihsel olarak nefesli çalgıların gelişiminde önemli bir yeri bulunan serpent, Godard’ın çalışmalarında müze enstrümanı olmaktan çıkarak çağdaş doğaçlama, caz ve erken dönem Avrupa müziğinin parçasına dönüşüyor.
Godard 18 yaşında Radio France Philharmonic Orchestra’ya katıldı. Daha sonra Orchestre National de Jazz başta olmak üzere klasik, erken dönem müzik ve çağdaş doğaçlama alanlarındaki farklı topluluklarla çalıştı. 2002’den bu yana Paris Conservatoire National Supérieur de Musique’de serpent öğretmenliği yapıyor. Kendi diskografisi birkaç on yıla yayılan Godard’ın lider ya da ortak lider olarak “Le Chant du Serpent”, “Aborigène”, “Sous Les Voûtes, Le Serpent…”, ”Castel del Monte”, “Castel del Monte II: Pietre di Luce”, “Cousins Germains”, “Impertinance”, “Archangelica”, “Le Concert des Parfums”, “Ivresses”, “Monteverdi”, “Three Seasons”, “Stupor Mundi” ve “Awakening” gibi çalışmaları bulunuyor.
Rabih Abou-Khalil ile yaptığı çalışmalar da Godard’ın müzikal üretiminin önemli bölümlerinden. “The Sultan’s Picnic”, “Arabian Waltz”, “Odd Times”, “The Cactus of Knowledge”, “Morton’s Foot”, “Songs for Sad Women”, “Em Português” ve “Trouble in Jerusalem” bu ortaklıkların öne çıkan albümleri arasında. Pierre Favre ve Samo Salamon gibi doğaçlama müziğin önemli isimleriyle yaptığı çalışmalar da diskografisini genişletiyor.
Godard aynı zamanda besteci olarak Radio France, Donaueschingen Music Festival ve Fransa Kültür Bakanlığı tarafından verilen siparişler üzerine eserler üretti. Kaş’ta ise bu geniş repertuvarının temelindeki çok kültürlü çizgiyi Ihab Radwan’ın ud ve Derya Türkan’ın kemençesiyle bir araya getirecek. Böylece serpent, ud ve kemençe aynı üçlü içinde buluşacak.
Anıl Şallıel: “166 Days”in yolculuğu
Türkiye caz sahnesinin üretken saksafoncularından Anıl Şallıel, Kaş’a kariyerinin önemli projelerinden “166 Days” ile geliyor. Şallıel’in 8 Kasım 2019’da yayımlanan ilk solo albümü “166 Days”, Lin Records etiketiyle yedi parçadan oluşuyor ve yaklaşık 40 dakikalık bir çalışma. Albümün hikâyesinde Şallıel’in 166 günlük bir dönemde neredeyse her gün farklı bir şehirde uyanan müzisyen olarak yaşadığı deneyim yer alıyor.
Albümde “Intro”, “Arap Kadri”, “Dafi”, “166 Days”, “Nefes”, “Türk Caz Musikisi” ve “O.S.L.O.” bulunuyor. Şallıel’e ana kadroda piyanoda Tolga Erzurumlu, bas gitarda Cahit Kutrafalı ve davulda Ekin Cengizkan eşlik ediyor. Konuklar arasında Cenk Erdoğan, Önder Focan, Furkan Bilgi, Hüsnü Şenlendirici, Deniz Taşar, Batu Şallıel, Hasan Gözetlik, Mustafa İpekçioğlu ve Memduh Akatay bulunuyor. “Türk Caz Musikisi” ise albümün cazı Türkiye’nin yerel müzik hafızasıyla doğrudan ilişkilendiren parçalarından biri.
Şallıel’in üretimi 166 Days ile sınırlı değil. What Da Funk, Şallıel Bros ve Funkbook gibi projelerde yer alan müzisyen, sonraki yıllarda single ve ortak çalışmalarını da sürdürdü. Apple Music kayıtlarında 2024 tarihli “Sevince”, “İhanetten Geri Kalan”, “İstanbul’da Sonbahar” ve başka çalışmaların yanı sıra 2026 tarihli “Çengi-harbi” single’ı da yer alıyor.
Kaş’ta “166 Days” projesinde Deniz Taşar vokalde, Mustafa Koray Üsgülen klavyede, Enver Muhamedi bas gitarda ve Ekin Cengizkan davulda Şallıel’e eşlik edecek. Böylece albümdeki Türkiye’nin farklı müzikal kaynaklarıyla kurulan ilişki, yeni kadroyla canlı sahneye taşınacak.

Anıl Şallıel (Photo: internet/unknown)
Şenay Lambaoğlu: Türkçe söz ve caz
Şenay Lambaoğlu, vokalistliğinin yanında besteci ve söz yazarı olarak da üretim yapan sanatçılardan. Almanya’nın Kiel kentinde doğan Lambaoğlu, müzik çalışmalarına okul korosu ve okul orkestrasında başladı. Pera Güzel Sanatlar Akademisi’nde müzikal ve drama eğitimi aldı; daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde eğitim gördü. 1990’ların ikinci yarısından itibaren İstanbul’un caz çevresinde farklı müzisyenlerle çalıştı ve Boston’da vokal çalışmaları yaptı.
İlk solo albümü İçimde Aşk Var”, 2012’de yayınlandı. 2014 tarihli “Zarf Tümleci”, Türkçe sözlü caz yaklaşımının daha belirgin biçimde kurulduğu çalışmalardan biri oldu. Albümde Ercüment Orkut, Can Çankaya, Cem Tuncer, Cenk Erdoğan ve Volkan Hürsever gibi isimlerin düzenleme ve enstrüman katkıları yer aldı. İlhan Şeşen’in “Sıcaklardandır”ı ve “Kadifeden Kesesi” gibi farklı kaynaklardan gelen eserleri de kendi besteleriyle aynı repertuvarda buluşturdu.
2015 tarihli “Başka Türlü Bir Şey”, 2018’de “Rüyalarıma Gir”, 2021’de “Hayat Defteri” ve 2023’te Sığınak Lambaoğlu’nun sonraki albümleri oldu. “Aman Avcı”, “Böyle Olmasını İstemezdim”, “Sis”, “Hava Kararınca” ve 2024 tarihli “Kartpostal” da single çalışmalarının arasında yer alıyor. Sanatçı 2014’te Müzik Ekspres Alternatif Müzik Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Sanatçı’, 2015’te Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde ‘En İyi Caz Müzik Sanatçısı’ ve 2018’de ‘Alternatif Pop Yorumcusu’ ödüllerine layık görülen Lambaoğlu Kaş’ta Tolga Bedir, Eylem Pelit ve Turgut Alp Bekoğlu ile quartet formatında sahne alacak ve festivalin Türkiye’deki çağdaş caz ve Türkçe sözlü müzik hattını temsil eden isimlerinden biri olacak.
Öner Karaçuha Quartet: “A New Era Begins”
Öner Karaçuha Quartet’in Kaş programındaki repertuvarın merkezinde “A New Era Begins” bulunuyor. Karaçuha’nın davulculuğu ve besteciliği etrafında şekillenen proje, çağdaş cazın groove, elektronik sesler ve doğaçlama tarafına odaklanıyor. Topluluğun güncel sahne kadrosunda Karaçuha davulda, Oğuz Can Bilgin trompette, Ayberk Güngör klavye ve synthesizer’da, Enver Ferah bas gitarda yer alıyor.
Kadro, festivalin Türk cazının genç üretimlerini uluslararası isimlerle aynı programda buluşturma yaklaşımının da örneklerinden biri. Öner Karaçuha Quartet’in Kaş performansı 29 Ağustos saat 18.30’da başlayacak.
Jembaa Groove: Gana’dan Berlin’e uzanan ses
Berlin merkezli Jembaa Groove, festivalin ‘göç’ başlığını müzikal olarak karşılayan gruplardan biri. Gana ve Batı Afrika ritimleri ile Berlin’in çağdaş soul, caz, highlife ve groove çevresini bir araya getiren topluluk, farklı coğrafyalardan gelen müzisyenlerin ortak üretimi üzerine kurulu.
Grubun ilk albümü “Susuma” 2022’de yayımlandı. Ardından 2024’te “Ye Ankasa/We Ourselves” geldi. İkinci albüm, Gana highlife’ının 1970’lerdeki seslerini çağdaş caz ve soul unsurlarıyla bir araya getiriyor. Jembaa Groove’un müziği KEXP, BBC 6 Music, WDR ve FIP gibi radyo platformlarında da yer buldu.
Kaş’ta grubun beş kişilik kadrosunda Eric Owusu vokal ve perküsyonda, Peter Somuah trompette, Godwin Vata Sonzi elektro gitarda, Yannick Nolting bas gitarda ve Nir Tom Sabag davulda bulunacak. Jembaa Groove 29 Ağustos saat 22.30’da sahne alacak.
Coşkun Karademir Trio: “Folk’n’Jazz”
30 Ağustos akşamının ilk konseri Coşkun Karademir Trio’nun “Folk’n’Jazz” projesi, festivalin Anadolu müziğiyle caz arasındaki geçişi temsil eden çalışması. Bağlama ve kopuz sanatçısı Coşkun Karademir’e piyanoda Selen Gülün, davulda Robert Mehmet İkiz eşlik ediyor. Üçlü, Anadolu halk müziğinin melodik yapısını cazın doğaçlamaya açık formuyla yeniden ele alıyor.
“Folk’n’Jazz” yaklaşımı, Karademir’in uzun süredir sürdürdüğü farklı müzik geleneklerini bir araya getirme çalışmalarının devamı niteliğinde. Bağlama ve kopuzun taşıdığı Anadolu repertuvarı, Selen Gülün’ün piyanosu ve Robert Mehmet İkiz’in davulculuğuyla caz üçlüsü formatında yeniden biçimleniyor.
Homeland: Kapanışta doğu-batı hattı
Festivalin kapanışını Homeland yapacak. Serkan Çağrı, Tuluğ Tırpan, Mehmet Özen ve Mehmet Akatay’dan oluşan proje; klarnet, piyano ve klavye, bas gitar, davul ve perküsyon üzerinden farklı coğrafyaların müzikal hafızasını çağdaş düzenlemeler içinde bir araya getiriyor.
Serkan Çağrı klarnet, Tuluğ Tırpan piyano ve klavye, Mehmet Özen bas gitar, Mehmet Akatay ise davul ve perküsyonda bulunacak. Homeland’ın 30 Ağustos saat 22.30’daki performansı, festivalin ‘Kökler ve Göçler’ temasını doğu-batı ekseninde tamamlayan son konser olacak.
Cazın çevresindeki program
Festivalin programı konserlerle sınırlı tutulmuyor. Gün doğumunda Emiran’ın ‘Günü Uyandırma’ etkinliği 29 Ağustos saat 06.30’da Amfi Tiyatro’da gerçekleştirilecek. Günün ilerleyen saatlerinde söyleşiler ve akşam saatlerinde Jazzmosis warm-up performansları başlayacak. MarineERA’daki gündüz programı ile Setur Marina’daki konserler arasında kurulan bu yapı, festival alanını gün boyunca canlı tutacak.
28 Ağustos’ta Prof. Dr. Erol Murat Yıldız’ın “Zamanın İzleri” söyleşisi 11.00’de, Julia Biel’in “Kökler ve Göçler: Sesin Coğrafyası” buluşması 14.00’te yapılacak. 29 Ağustos’ta Ahmet Ertürk ve Prof. Dr. Havva İşkan’ın “Deniz Feneri ve Limanlar: Köklerde Yolculuk” başlıklı konuşması 11.00’de, Hakan Atala’nın “Lale Plak Tarihi: Caz, İnsan ve Müzikal Bağlar” söyleşisi 14.00’te gerçekleşecek. 30 Ağustos’ta ise Michel Godard’ın 11.00’de “Kadim Nefesler, Zamanı Aşan Melodiler ve Toprağın Hafızası” başlıklı buluşması ve Derya Türkan ile Hakan Atala’nın 14.00’teki “Kökler ve Göçler” söyleşisi bulunuyor.
Her gün 18.30’da Jazzmosis warm-up performansı konserlerden önce başlayacak. Günün konserleri tamamlandıktan sonra MarineERA’daki after party’lerle program gece yarısından sonra da sürecek.

Emiran (Photo: internet/unknown)
Kaş’ın coğrafyası programın parçası
Kaş Caz Festivali’nin ‘Kökler ve Göçler’ başlığı, programdaki sanatçıların coğrafi ve müzikal çeşitliliği üzerinden okunabildiği kadar festivalin mekânıyla da doğrudan bağlantılı. Kaş, tarih boyunca Akdeniz’in farklı liman kentleriyle ilişki kuran, insanların, malların ve kültürlerin hareket ettiği bir coğrafyanın parçası oldu. Festival programında tarih ve denizcilik üzerine gerçekleştirilen söyleşilerin bulunması da bu coğrafi arka planı doğrudan programın içine alıyor.
Julia Biel’in Afro-Avrupa müzikal kimliği, Michel Godard’ın Avrupa erken müzik geleneği ile çağdaş doğaçlamayı buluşturması, Jembaa Groove’un Batı Afrika ve Berlin eksenindeki üretimi, Anıl Şallıel’in Türkiye’nin yerel müzikal kaynaklarıyla cazı yan yana getiren yaklaşımı, Şenay Lambaoğlu’nun Türkçe sözlü caz üretimi, Coşkun Karademir Trio’nun Anadolu repertuvarı ve Homeland’ın doğu-batı eksenindeki projesi, aynı temanın farklı müzikal karşılıklarını oluşturuyor.
Sekizinci yıl
Kaş Caz Festivali’nin sekizinci yılında oluşturduğu program, cazın farklı biçimlerini aynı sahne ve aynı coğrafyada buluşturmanın ötesine geçiyor. Konserlerle birlikte söyleşiler, gün doğumu etkinliği, Jazzmosis warm-up performansları ve after party’ler, festivali günün farklı saatlerine yayılan bir programa dönüştürüyor.
28-30 Ağustos tarihlerinde Setur Kaş Marina’da gerçekleştirilecek 8. Kaş Caz Festivali, ‘Kökler ve Göçler’ başlığıyla cazın farklı kaynaklardan beslenen yapısını üç günlük bir program içinde görünür kılacak. Gün doğumundan gece yarısına uzanan takvimde konserler, söyleşiler, farklı kuşaklardan müzisyenler ve farklı coğrafyalardan taşınan müzikal gelenekler aynı festival programında buluşacak.
8. Kaş Caz Festivali (28-20 Ağustos 2026)
Marine Era Resto Bar – Setur Kaş Marina
Program:
28 Ağustos:
– Söyleşi: “Zamanın İzleri”
Konuşmacı: Prof. Dr. Erol Murat Yıldız
11.00 Marine Era Resto Bar
– Söyleşi: Kökler ve Göçler “Sesin Coğrafyası”Konuşmacı:
Julia Biel
14.00 Marine Era Resto Bar
– Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
– Konser: Barış Demirel
19.30 Setur Marina
– Konser: Şenay Lambaoğlu
Enver Muhamedi, Turgut Alp Bekoğlu, Tolga Bedir
20.30 Setur Marina
– Konser: Julia Biel
Matej Cerny, Pharoah Russell, Idris Rahman
22.30 Setur Marina
– After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
29 Ağustos:
– Günü Uyandırma: Emiran
06.30 Amfi Tiyatro
– Söyleşi: Köklerde Yolculuk “Deniz Feneri ve Limanlar”
Konuşmacılar: Ahmet Ertürk (Setur Marina Müdürü) & Prof. Dr. Havva İşkan (Pîrî Reis Üniv.)
11.00 Marine Era Resto Bar
– Söyleşi: Caz, İnsan ve Müzikal Bağlar “Lale Plak Tarihi”
Konuşmacı: Hakan Atala
14.00 Marine Era Resto Bar
– Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
– Konser: Öner Karaçuha Quartet
Oğuzcan Bilgin, Ayberk Güngör, Enver Ferah
19.30 Setur Marina
– Konser: Anıl Şallıel ‘166 Days’
Deniz Taşar, Enver Muhamedi, Mustafa Koray Üsgülen, Nesim Maxhuni
20.30 Setur Marina
– Konser: Jembaa Groove
Eric Owusu, Yannick Nolting, Nir Tom Sabag, Peter Somuah, Vata Godwin Sonzi
22:30 Setur Marina
– After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
30 Ağustos:
– Söyleşi: Kökler ve Göçler “Kadim Nefesler, Zamanı Aşan Melodiler ve Toprağın Hafızası”
Konuşmacı: Michel Godard
11.00 Marine Era Resto Bar
– Söyleşi: Kökler ve Göçler
Konuşmacılar: Derya Türkan, Hakan Atala
14.00 Marine Era Resto Bar
– Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
Konser: Coşkun Karademir Trio ‘Folk’n’Jazz’
Coşkun Karademir, Selen Gülün, Robert Mehmet İkiz
19.30 Setur Marina
– Konser: Michel Godard
Ihab Radwan, Derya Türkan
20.30 Setur Marina
– Konser: Homeland
Serkan Çağrı, Sabri Tuluğ Tırpan, Ekin Cengizhan, Mehmet Özen
22.30 Setur Marina
– After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
Tüm söyleşiler ve Amfi Tiyatro’daki ‘Günü Uyandırma’ etkinliği ücretsiz.








