Turistik seyahatlerle başlamış Portekiz serüvenimin yedinci yılını geride bıraktım. Bu yedi yılın, içinden pandemi de geçen son dört yılını, Avrupa’nın bu en yalnız ve en güzel ülkesinin bir garip göçmen kuşu olarak yaşadığım için mutluyum. Daha öncekine hiç benzemeyen yeni bir yaşam formuna yeni bir ruhla geçiş yaparken yanıbaşımda değişmeyen iki şey kedim Misket ve müzik oldu, tabii özellikle de jazz. Portekiz’e taşınmadan önce burayla ilgili jazz namına bildiğim başlıca iki isim Orquestra Jazz de Matosinhos ve Hot Clube de Portugal idi. Yani Avrupa’nın en önde gelen jazz orkestralarından biri olarak dünyanın usta jazz yıldızlarıyla konserler ve kayıtlar yapan Porto menşeili OJM ve Avrupa’nın düzenli konser programa sahip en uzun soluklu jazz kulübü Lizbon menşeili HCP. Oysa ki ülkeyi ve ortamı biraz tanıyınca Portekiz’in akıl almaz sayıda iyi jazz müzisyeni ve neredeyse akıl almaz sayıda iyi jazz festivali, hatırı sayılır miktarda jazz okulu olduğunu ve bunların ülkenin iki büyük kentiyle sınırlı kalmadığını görmek beni ziyadesiyle mutlu etti. Öte yandan, bizler için ne yazık ki çok tanıdık olan faktör ise jazz’ın Portekiz’in toplam bütçesinde ancak mikroskopla görülebilecek, mikrotomla kesilerek paylaştırılabilecek ölçeği! Bu da haliyle, kişiler, sivil toplum ve özel kurumlar tarafından verilen çabayı olmazsa olmaz kılıyor. Tabii bu durumdan, ülkenin ikinci büyük kenti olmasına karşın Porto da nasibini aldığı için jazz sahnesi burada uzun yıllar güdük kalmış. Bu gidişe son veren ise Porta-Jazz Assoçiaçao olmuş. Dayanışma, ortaklaşarak yaratma, farklılıklarla üretme ve çoğaltmaktan gücünü alan Porta-Jazz Assoçiaçao artık sadece Porto için değil tüm ülke için adeta bir cevher. Porto merkezli olmasından ilhamla hem doğduğu şehre hem de jazz kapısı olarak tercüme edebileceğimiz anlamından ötürü misyonuna referans veren bu dernek, müzisyenlerin girişim ve çabasıyla Porto’dan dünyaya sesini duyuran harika festivallere, konserlere, albümlere imza atıyor, ilham veriyor. Ben de 1-4 Şubat 2023 tarihlerinde dernek ile aynı ismi taşıyan Porta-Jazz Festivali’nin 14. edisyonuna katıldım ve bu harika festivali ikinci kez deneyimlerken dört günde 15 konser ve 4 jam session izledim.
Porta-Jazz Festivali ve aslında Portekiz’deki çoğu jazz festivalini -en azından Türkiye’dekilerden farklı olarak, müzisyenler tasarlıyor ve yönetiyor. Gündemi ve önceliği müzik olan kadroların yaptığı festivaller haliyle tadından yenmiyor. Porta-Jazz’da bu durum ileri boyutta. Müziğin hiç güvenli olmayan, son derece avangard, deneysel, futuristik alanında, mevcut seyirciyi hoş tutmak yerine yine de yeni seyirciler kazanmak adına elini taşın altına koyan, zanaatkara değil sanatkara kapı açan bir festival Porta-Jazz. Kaldı ki işin operasyonel boyutunu da müzisyenler yönetiyor ve en iyi şekilde beceriyorlar. Ekibin bu kadar multifonksiyonel olmasında yıl boyunca sayısız konser organizasyonu yapmalarının büyük etkisi var. Porta-Jazz Assoçiaçao, kesintisiz ve haftalık konserleriyle de çok işlevsel bir zemin. Bağımsız plak firması Carimbo Porta-Jazz aracılığıyla ise bugüne 101 adet albüm yayımladılar, ki bu albümlerin her biri özel içerik ve formatta hazırlanmış kayıtlar. Öte yandan birçok resident sanatçıya kapı açıp sayısız atölye çalışması düzenleyen Porta-Jazz, yıllarca yaşadığı binadan ayrılmak zorunda kalınca yaklaşık iki yıl önce, halihazırda konuşlandıkları Espaço Porta-Jazz’a taşınarak, bu şahane mekanda ülkenin ve dünyanın dört bir yanından müzisyenleri ağırlamaya devam ediyor. 14.Porta-Jazz Festivalinin açılışını da Espaço-Porta Jazz’da yaptılar nitekim.
Bir gün hepsini Türkiye’de izleyebilmek umuduyla, 14. Porta-Jazz Festivali’nin konser izlenimlerimi aktaracağım ama öncesinde, her gece festivalin ana mekanı Teatro Rivoli fuayesinde harika jam session’lara imza atan Art’J, ESMAE Jazz ve Conservatorio de Musica do Porto’nun umut veren gencecik yeteneklerine teşekkür edeyim. Hepsi şimdiden iyi müzisyenler, gümbür gümbür de geliyorlar.
1 Şubat 2024
Pedro Molına Quartet “À Procura”
Pedro Molina | kontrbas, besteci
Miguel Meirinhos | piyano
Filipe Dias | gitar
Gonçalo Ribeiro | davul
İspanyol kontrbasçı Pedro Molina “À Procura” [Arıyorum] adlı ilk albümünde kendi dünyasını, etrafındakileri gözlemlemeye odaklanıyor. Kendi kuşağından genç müzisyenlerle hayal ederek hazırladığı bu albümde yeni bir şehre, kültüre ve iklime uyum sağlamanın karakteristik duygularını ve deneyimlerini nasıl etkilediğini aktarıyor. Çok samimi bir başlangıç olduğu kesin. Festivalin açılışında albümün lansmanını yapan genç ekip enerjisi ve sinerjisiyle daha uzun yıllar birlikte yol alacaktır diye umuyorum.
https://pmolina.bandcamp.com/album/procura
2 Şubat 2024
Master Class Ra Kalam Bob Moses
14.Porta-Jazz Festivali’nin ana mekanı Teatro Rivoli’deki ilk etkinlikte, kendisini Ra Kalam Bob Moses ruhani adıyla tanıtan Bob Moses’ın Ustalık Sınıfı vardı. 1970’ler ve 80’lerde New York jazz’ını şekillendiren, Pat Metheny, Paul Bley, Steve Swallow, Gary Burton gibi isimlerle çalışan Bob Moses müzikle ilgili ilişkisini aktarırken içsel kazanımlara atıf yapıyor ve her yaş grubundan meraklısına, müzikle profesyonel ilişkisi olsun olmasın şunu hatırlatıyor; “eğer kalbinden hissetmiyorsan müzik yapamazsın”.

Bob Moses (Photo: Simon Trel)
Ve ustalık sınıfından kısa süre sonra büyük sahnede üç farklı nesilden üç farklı kültürden gelen enteresan bir ekip vardı:
Alma Tree “Sonic Alchemy Suprema” Feat. Alves, Moses, Trilla
Ra Kalam Bob Moses | davul, perküsyon
Vasco Trilla | davul, perküsyon
Pedro Melo Alves | davul, perküsyon
Feat. Julıus Gabriel, João Pedro
Brandão Ve José Soares
Halihazırda 76 yaşında olan Ra Kalam Bob Moses beresi, bastonu ve patchwork yeleğiyle çıktığı sahnede çağdaş perküsyonun en güçlü ve atik isimlerinden olan Katalan Vasco Trilla ve Portekizli Pedro Melo Alves ile sahnedeydi. Birlikte kaydettikleri “Alma Tree” albümünün lansman konserinde izleyiciye biraz egzotik biraz saykedelik görsellikten nasibini alan bir performans sundular. Ama yanlış anlaşılmasın. Görselliğe sırtını dayayıp müziğin ötelendiği bir durumdan bahsetmiyorum. Bilakis! Esasında üçü de kendine has renkleri olan ve çok dominant müzisyenler olsa da Moses, Trilla ve Alves’i dinlemek ve izlemek zannettiğim gibi riskli değildi. Birbirlerine süzüle süzüle alan açarken doğaçlamalardaki beceri ve yaratıcılıklarını, öngörülemeyen bir ahenkle buluşturdular. Carimbo Porta-Jazz tarafından yayımlanan albüme de konuk olan Julius Gabriel, João Pedro Brandão ve José Soares’in saksofonlarıyla sağladıkları katkı da eklenince Alma Tree “Sonic Alchemy Suprema” festivale yakışan bir açılış oldu.
https://pedromeloalves.bandcamp.com/album/sonic-alchemy-suprema
Axes “Hexagon”
João Mortágua | soprano saksofon, besteler
José Soares | alto saksofon
Hugo Ciríaco | tenor saksofon
Rui Teixeira | bariton saksofon
Filipe Louro | bas gitar
Pedro Vasconcelos | davul
Sıra geldi gözümün bebeği, besteci ve saksofonist Joao Mortagua’nın Axes’ine. Mortagua eşine az rastlanır bir müzisyen ve ele avuca sığmaz yeteneğinin son yıllardaki en dinamik yansımalarından biri ise Axes. Axes bu kez “Hexagon” formatında, şahane kadrosuyla sahnedeydi. Axes’in 2017 tarihli ilk kaydında soprano, alto, tenor ve bariton saksofonların yanında iki davul vardı. “Hexagon”da ise Mortagua yeni bir ritim grubu tasarladığı için Alex Rodriguez-Lazaro’nun davullarının yerini Filipe Louro’nun bas gitarı aldı. Cesur ve eklektik bir kompozisyon estetiğiyle, Portekiz sahnesinin dünyaya hediye ettiği Axes’in ikinci albümü “Hexagon”, temelini geometrinin açılar ve çokgenler anlatısından alan, tamamen yeni bir müzikal geometri oluşturuyor. İşlek melodiler üstüne sıkıca inşa edilmiş, iyi yapılandırılmış, nefis icra edilen bir müzikler… Müzisyenlerin birbirlerini duymasına, kovalamasına, yakalamasına ve birlikte delirmesine dayanan “Hexagon, temaları ve armonik olasılıklarıyla en sevdiğim konserlerden biri oldu. Bir sonraki olmak zorunda değil ama Axes’ten sadece nefeslilerin olduğu bir kayıt da duymak isterim. Joao Mortagua sürekli ensesinde gezdiğim bir müzisyen olduğu için sesimi duyacaktır, bence siz de peşini bırakmayın!
https://joaomortagua.bandcamp.com/album/axes-hexagon
3 Şubat 2024
Master Class Wooley / Rainey
NY sahnesinin yetenekli trompetçilerinden Nate Wooley ve ile jazz dünyasının duayenlerinden davulcu Tom Rainey akşamki konserlerinden önce Porta-Jazz Festivali’ndeki izleyicilere ilham veren bir ustalık sınıfında bulundular. Orada değildim ama duyduğuma göre genel izleyiciden çok müzisyenleri ihya eden bir buluşma olmuş, boşuna ustalık sınıfı dememişler yani.

Nate Wooley & Tom Rainey (Photo: Simon Trel)
Ward / Trocado / Tavares “Corrosion”
Tom Ward | flüt, saksofon, klarnet
Nuno Trocado | gitar, elektronı̇k işleme
Sérgio Tavares | kontrbas
Korozyon, özellikle metal malzemelerin, çevre etkisiyle bozularak kullanılamaz hale gelmesi olarak tanımlanıyor. Müzikte korozyonun ne olduğunu ise 14. Porta-Jazz Festivali’nde izledik. “Corrosion” konseri Teatro Rivoli’nin Sub-Palco denilen yeraltı sahnesindeydi. Bu sahnedeki konserlerde sesle birlikte hayal gücünün de sınırları zorlanıyor. Portolu gitarist Nuno Trocado ve kontrbasçı Sergio Tavares ile Britanyalı suç ortakları saksofonist Tom Ward festivalin en sıkı konserlerinden birini verdiler. “Corrosion” adlı albümlerini seslendirdikleri performansta, sesin geçici ve sürekli değişen doğasını keşfetmek üzere kendileriyle birlikte bizi zorlu bir doğaçlama yolculuğuna çıkardılar. İnsan duygularındaki bozulma ve toplumsal çürüme üzerine kurulu temalarını deneysel bir ses evreninde, enstrümanlarının sınırlarını zorlayarak ifade ettiler. Yarattıkları sonik yapıyı itina ile bozarak duyduğumuz her tona ayrı ayrı hürmet ettirdiler. Değişkenliğin ve geçiciliğin kaçınılmazlığını anlatırken yazılı sesler ile anlık yaratılar arasındaki görünmez duvarları darmadağan ettiler. Sanatta hele ki müzikte deneysellik suistimale çok açık bir alan olsa da Ward, Trocado ve Tavares’in “Corrosion”u bu alanın usta ve dikbaşlı bir savunucusu, çok beğendim.
https://tavarestrocadoward.bandcamp.com/album/corrosion
How Noisy Are The Rooms?
Almut Kühne | voice
Vogel Bros: João Pedro Brandão (saksofon) Nuno Trocato (elektronikler), Demian Cabaud (kontrbas), Marcos Cavaleiro Ve Pedro Melo Alves (davul).
Sıradaki konser, Porta-Jazz sahnesinin vazgeçilmezlerinden biri olarak bildiğimiz Avusturyalı davulcu ve Bezau Beats festivalinin fikir babası ve direktörü Alfred Vogel’in mihmandarlık ettiği “How Noisy Are The Rooms” olarak programlanmıştı. Vogel, Alman vokalist Almut Kühne ve İsviçreli turntable’ist Joke Lanz ile birlikte “How Noisy Are The Rooms”u seslendirecekti. Gelgelelim hayat yine tatsız bir sürpriz yaptı; biricik Alfred Vogel sevimsiz bir sağlık sorunu nedeniyle programı iptal etmek durumunda kaldı. Ekip arkadaşı Almut Kühne ise konseri iptal etmek yerine ona bu zor günlerde hem kendi performansıyla destek olmak hem de Vogel’in çok sevildiği Porto’dan bizlerin güzel dileklerini iletmek üzere sahnedeki yerini aldı. Aman Tanrım! Kendisine de söylediğim üzere “Ben böyle bir şey görmedim”. İnsan sesi hakikaten ne acayip bir enstrüman, tabii o enstrümanı kullanan Almut ise! Almut Kühne son derece duygusal bir atmosferde başladığı performansında, kendine özgü bir jargon ve sonsuz aralıkta ton kullanarak akıl almaz bir hızda, arada sadece birkaç sözcüğü seçebildiğimiz bambaşka bir lisanda bize iki parça boyunca hikayeler anlattı. Hepimizin nutku tutuldu. Sonrası da güzeldi. Vogelsiz bir Porta-Jazz Festivali düşünülemeyeceği için, sahneye kendilerine Vogel Bros. ismini uygun gören güzel biraderlerimiz Joao Pedro, Nuno, Demian, Marcos ve Pedro Melo çıktı. Almut Kühne bu kez geri plana geçti ve Vogel Bros’un ölçülü ve ahenkli performansı eşliğinde Alfred Vogel’e sesler &nefesler dolusu sevgilerimizi gönderdik. Festivalin doruk noktalarından biriydi elbette.
https://boomslangrecords.bandcamp.com/album/how-noisy-are-the-rooms
Günün üçüncü blok etkinliği ise ışıklandırmasını çok sevdiğim Pequeno Auditorio yani Küçük Sahne’deydi.
Ducret / Mockūnas / Blaser Trio
Marc Ducret | gı̇tar
Liudas Mockūnas | saksofon
Samuel Blaser | trombon
“Bir Fransız, bir Litvanyalı, bir İsviçreli bir gün…” diye başlayan bir fıkra duymadım ama böyle bir cümleyle başlayabilecek jazz konserinde bulundum. Litvanyalı saksofonist, klarnetist ve esasında multi-enstrümantalist Liudas Mockunas, Fransız gitarist Marc Ducret ve İsviçreli trombonist Samuel Blaser’in bir araya geldiği trio, Porta-Jazz’ın Litvanyalı kardeşi Improdimensija işbirliği ile sahnedeydi. Girift notalar, incelikli melodi ve ritimler, hatırı sayılır yoğunlukta doğaçlamaların yer aldığı katman katman bir konser izledik. Baltıkların en önde gelen müzisyenlerinden Liudas Mockunas, güçlü tekniği ile kalan son nefesin zerreciğinde bile çalabilen, hatta kendi kendisinin parodisini yaparak öksürüğüyle fade out eden etkili bir sahne canavarı. Marc Ducret, benim bayıldığım Tim Berne ile yaptıkları kayıtlar başta olmak üzere, grup liderliği yanında sideman olarak da rüştünü ispatlamış -enteresandır ama zaman zaman içinde Fransız altılılarının çiçeklendiğini hissettiğim- enteresan bir müzisyen. Samuel Blaser ise, mükemmel doğaçlama yeteneğiyle ekibi iyi provoke eden cesur bir eşlikçi. Interplay’in yoğun şekilde hissedildiği bu konserde eller, kollar, gözler, sözler ile etkileşim had safhadaydı, var olsunlar!

Ducret / Mockūnas / Blaser Trio (Photo: Simon Trel)
Wiz “Mosaico”
Wilfried Wilde | gitar
José Pedro Coelho | tenor saksofon
Iago Fernández | davul
Sahnede bu kez de bir Fransız, bir Portekizli ve bir İspanyol diye başlayan etnik paletiyle gitar, tenor saksofon ve davuldan oluşan bir üçlümüz WIZ Trio vardı. Jose Pedro Coelho her zamanki gibi kararlı ve pek seslerle “Mosaico”nun fitilini ateşledi. Fakat davulun girişiyle birlikte Coelho’nun dokuyup Wilde’in motiflediği melodi ve armoniler ortaya saçılınca ritim çok geniş bir alanı kapladı. Kötü müydü, asla değil ama özellikle Coelho’nun cümlelerini biraz daha vurgulu duymak isterken o alanın silikleşmesi pusulamı şaşırttı. Öte yandan albümün, ismine uygun olarak birbirinden farklı renklerdeki küçük temaları ustalıkla yanyana getirerek yarattığı bütünlüğü sevdim. Jazz konserine gittik diye her zaman şaşırmak zorunda değiliz. Şaşırmadan da sevmek mümkün!
https://wiztriomusic.bandcamp.com/album/mosaico-2
Günün üçüncü ve son blok konserleri için ara verdikten sonra tekrar büyük oditoryumdaydık.
Porta-Jazz / Robalo Dectet + Hans Koller
Portekiz’in önde gelen jazz label’larından Lizbon menşeili Robalo ile Porta-Jazz’ı yani iki büyük şehrin jazz müzisyenlerini buluşturan bu konserde, sahnede Alman/ İngiliz müzisyen Hans Koller tarafından yönetilen on bir müzisyenlik bir kadro vardı. Yani bu iki ekip, daha önceki işbirliklerinin kapsamını Portekiz’in dışından müzisyenlere de alan açarak biraz daha genişlettiler. Saksofonlarda genç yıldızlar Hristo Goleminov, Bernardo Tinoco, Gil Silva ve João Paulo Silva çok iyi iş çıkardılar. Trompetlerde João Almeida ve Gonçalo Marques uyumu görülmeye değerdi. Joana Raquel sahneye bir melek gibi süzülerek gelip şarkılarını söylerken Eurico Costa ise gitarıyla deneyimini konuşturdu. İngiliz kontrbasçı James Banner zarif çalımıyla ekibe gayet iyi adapte olmuştu. Genç yaşına karşın deneyimi engin davulcu João Lopes Pereira de her zamanki gibi kendi cümlelerini ustalıkla kurarken Banner ile tutarlı bir ritim örgüsü oluşturdular. Hans Koller, piyanosu ve orkestrası arasındaki hassas dengeleri iyi korudu ve bu arada sahneden taşan coşkusunu bir saniye esirgemedi. Bu konser için çok ince eleyip sık dokuduğu müzikler yazıp düzenlediği için ayrı bir tebriği de hak ediyor.

Joana Raquel (Photo: Simon Trel)
Festivalin üçüncü gecesinin kapanışı ise adeta Ustalara Saygı Kuşağı şeklindeydi.
Hery Paz “River Creatures” Feat. Nate Wooley & Tom Rainey
Hery Paz | saksofon
Nate Wooley | trompet
Tom Rainey | davul
Küba asıllı müzisyen, saksofonist Hery Paz’ın New York jazz sahnesinde parlak bir imajı var. Ancak Portekiz’de de hatrı sayılır bir kitlesi ve çevresi olduğundan Hery Paz’ı yılda en az bir kez canlı izleyebilmek iyi oluyor. Paz’ın Portekiz’e gelmek için yine güzel bir vesilesi vardı. Trompetçi Nate Wooley ve davulcu Tom Rainey ile kaydettikleri, Carimbo Porta-Jazz’ın 100. albümü olan “River Creatures”ın lansman konseri için, bir trio olarak sahnedelerdi. Çıkar çıkmaz çakı gibi çalmaya başladılar. Müzikte kıdemin her zaman fark yarattığının altını çizen bir konser verdiler. Eğip bükmeden, swing’iyle, groove’uyla, üç usta müzisyenin müthiş uyum içinde çaldığı tertemiz bir Amerikan jazz’ıydı. Hiç zorlanmadan içine karışabildiğimiz ve belki de bu yüzden çok çabuk bittiğini düşündüğümüz konserin sonunda Hery Paz “Biz Kübalılar nehir çocuğuyuzdur” diyerek albümüne neden “River Creatures” ismini verdiğini de açıklamış oldu. “River Creatures”ın dinleyeni bol, konseri daim olsun. Nice dalyalara Carimbo!
https://herypaz.bandcamp.com/album/river-creatures-feat-nate-wooley-tom-rainey
4 Şubat 2024
Diversão / Improvisação – Aileler İçin Konser
Luís Castro, Luísa Matos, Mariana Vergueiro, Pedro Neves, João Fragoso Ve Gonçalo Ribeiro
14. Porta-Jazz Festivali son günündeki ilk etkinlik sabah saatlerinde, özellikle üç ila on yaş arası çocukları olan ailelere yönelikti. İzleyicilerle müzisyenlerle müzikal bir anlatı içinde etkileşime girmelerini hedefleyen konserde doğaçlama oyunlar ve spontane müzik yaratma etkinlikleri gerçekleştirerek hem çocuklar hem ebeveynler ile müzik tutkusu paylaşılarak çoğaldı.
Mané Fernandes “Matriz_Motriz”
Mané Fernandes | gı̇tar, pedallar, besteler
Mariana Dionívio | vokal
Vera Morais | vokal
Sofia Sá | vokal
João Grilo | hazırlanmış pı̇yano, elektronı̇k
Brittanie Brown | dans, koreografi
Festivalin son gününde yeraltı sahnesindeki ilk konser gitarist Mane Fernandes’in Matriz_Motriz’i oldu. Porta-Jazz ekolünün yeni nesil temsilcilerinden olan Mane Fernandes’in her zaman yeni ve cesur fikirleri var. Porta-Jazz ve 2022’deki Guimaraes Jazz Festivali ortaklığı kapsamında müzik ile başka bir sanat formu arasındaki etkileşime dayalı üretimleri cesaretlendirmek adına, Mane Fernandes müzik ve dansı buluşturan Matriz_Motriz’i tasarladı. Proje Brittanie Brown’ın koreografisi etrafında bir gitar, bir piyano ve üç vokal; Fernandes’in “geleceğin rüyalardan yapılmış davul makinesi” imgelemi üzerine kurulu. Her müzisyenin tek tek ve bir araya gelerek bir armoni ve ritim tutturduğu, ses ve beden birlikteliğine dayalı Matriz_Motriz’de ekip o denli maharetli ki her biri kendi üslubundan bir şeyler katarak davul makinesinin dağarcığını genişletiyorlar. Böylece içine daha çok rüya sığabiliyor. Mane’nin rüyalarına, birbirine adeta filizlenerek bağlanan Mariana, Vera ve Sofia’nın seslerine, ruhunun derinlikleri çağdaş müziğin beklentilerini çoktan aşmış Joao Grilo’nun tuşesine sağlık. Konser sonrası Brittanie Brown’ı mutsuz gördüm, oysa ne güzeldi.
https://manefernandes.bandcamp.com/album/matriz-motriz
Themandus
Afonso Boucınha Silva | saksofon, EWI
Ricardo Alves | gı̇tar
Eduardo Carneiro Dias | davul
Festivalde katı jazz severler Themandus konserinden pek hoşlanmadı ama gençliğini İmam Adnan Sokak’taki Peyote’de geçiren benim gibiler için, bu genç üçlü taze kan etkisi yarattı. Grubun ismi acaba ne demek, Portekizce mi Latince mi diye hiç düşünmeyiniz zira Them and Us birleşiminden ibaret. Müziğe dönersek, Themandus’un elektronik ve atmosferik bir tarzı var. Deneysel unsurlara ve post post-punk, new wave, shoe-gaze gibi yaklaşımlara daha yakın oldukları için bir kısım dinleyici tarafından hikayesiz duyuldu. Katılmıyorum. Afons Boucinha Silva, saxofon ve sentezlenmiş klarnetle çalarken, bir masa dolusu ekipman ve bilgisayarı yönetiyor. Ricardo Alves geniş bir pedal seti kullanarak gitar sesini işliyor ve Eduardo Carneiro Dias, dans müziğinden gelen ritimlere kolaylıkla katılıyor. Müziğin sınırlarını zorlamaya ve geleneksel kalıplardan uzaklaşmaya çalıştıklarını, bu yolda tek eksiklerinin şimdilik deneyim olduğunu söyleyebilirim. Geçmişten ve günümüzden gelen sesleri elektronik ve akustik unsurlarla buluşturan Themandus dolgu malzemesini azaltıp temaları küçültebilecek kıvraklığa geldiğinde taşlar yerine iyice oturacak.
https://themandus1.bandcamp.com/album/themandus
Tom Brunt’s Acoustic Space
Tom Brunt | akustı̇k gı̇tar, besteler
Charles Fréchette | akustı̇k gı̇tar
Marc Crofts | keman
Pierre Balda | kontrbas
Öğleden sonraki konserlerin ikinci bölümü, yine Pequeno Auditorio’daydı. Porta-Jazz’ın bu kez Cenevre’deki kardeşi AMR yapılan işbirliği kapsamında Tom Brunt’s Acoustic Space projesi sahnedeydi. Tom Brunt’un projesi kendine özgü bir müzikal evrene sahip, rafine bir proje. Swing’ini gayet iyi duyabildiğimiz Brunt bir yandan kendine has parlak fikirleri olan bir müzisyen, öte yandan Oren Ambarchi’den, çağdaş ve doğaçlama müzikten, Avrupa halk müziğine kadar geniş bir yelpazede ilham alarak özgün sesini yakalamış. Melodi yaratma becerisi yüksek, birbirini dinleyerek çalmayı başaran bir ekip izledik. Tom Brunt enstrümantasyonu, deneysel yaklaşımı ama en çok da ses masasıyla göz kontağı kurmaya çalıştığı sırada becerikli kemancısı Marc Crofts’ın imdadına zarifçe yetişmesiyle zihinlere kazındı. Pekala klasik müzik festivallerinin de peşinden koşabileceği bir proje Tom Brunt’ın akustik alanı.
https://tombruntmusic.bandcamp.com/album/ambarchi
Luís Ribeiro “A Invenção Da Ficção”
Luís Ribeiro | gitar, beste
Hugo Ciríaco | tenor saksofon
Rui Teixeira | bariton saksofon
Joaquim Rodrigues | piyano, klavye
Miguel Ângelo | kontrbas
Marcos Cavaleiro | davul
Öğleden sonraki bloğun kapanışını, gitarist Luís Ribeiro ilk albümü “A Invenção da Ficção” ile yaptı. Müzik namına devrim yaratmasa da çok iyi yazılmış, çok iyi düzenlenmişti ve bir all-star band tarafından seslendirilen bir albümdü bu. Aynı durum sahne performansına da yansıdı. Ribeiro, müziğini beş majestik müzisyenle birlikte çalmanın konforunu yaşıyordu. Kendisi de pedal kullanımı, ritim duygusu ve gereksiz uzatmadığı cümleleriyle ümit veren bir genç müzisyen. İkon kabul edilen jazz gitaristlerini taklit etmek gibi bir tuzağa düşmüyor. Joaquim Rodrigues ve Marcos Cavaleiro bu müziği o kadar benimsemişler ki groove’un bir saniye bile eksilmediği bir konser oldu. Ciriaco, Teixeira ve Ângelo’nun soloları ise müthiş dokunuşlardı.
https://luisribeiro.bandcamp.com/album/a-inven-o-da-fic-o
Nuno Campos 4tet “Something To Believe In”
Nuno Campos | kontrbas, beste
José Pedro Coelho | tenor saksofon
Miguel Meirinhos | piyano
Ricardo Coelho | davul
14. Porta-Jazz Festivali’nin son setine girdiğimizde sahnede Nuno Campos 4tet vardı. Campos dörtlüsünün pek muhtemel ki Kahire Jazz Festivali direktörü sevgili arkadaşımız Amro Salah’ın davetiyle gittiği Mısır’dan ilhamla “Something to Believe In” fikri ortaya çıkmış. Mısır mitolojisinden, bu medeniyetin eski hikayelerinden ve günümüz dünyasını halen nasıl etkisi altında tuttuğundan etkilenen Nuno Campos bir yandan da Schoenberg, Bartok, Ravel, Debussy, Ligeti, Messiaen gibi besteciler üzerine geçen yıllardaki araştırmalarının getirilerinden hareketle eklektik bir proje yaratmış. Daha önce de söylediğim gibi José Pedro Coelho zaten ehil bir saksofonist. Genç piyanist Miguel Meirinhos’la güzel paslaştılar. Meirinhos’un ismini ileride çok duyacağımıza dair iyi bir hissim var. Bu arada sahnedeki bir diğer genç davulcu Ricardo Coelho da şov yapmak yerine melodiyi seslendirmeyi önemseyen, kendisini kontrol edebilmeyi şimdiden becerebilen bir müzisyen. Keyifli bir konserdi, albüm de öyle.
https://nunocampos.bandcamp.com/album/something-to-believe-in
Ensemble Mutante #1 – Vera Morais
Vera Morais | vokal
João Pedro Brandão | flüt, alto saksofon
Hristo Goleminov | basklarnet, tenor saksofon
Inês Lopes | piyano, oyuncak piyano
Aleksander Sever | vibrafon
Marco Luparia | davul, perküsyon
Sıra geldi 14. Porta-Jazz Festivali’nin kapanış konserine. Bu iddialı kapanışı olsa olsa Porta-Jazz yapardı. Kabul edelim ki zor bir müzikti. Festival kapanışına hasbelkader gelip aslında bu taraklarda bezi olmayan dinleyici sonuna kadar kalamadı. Bunu olumlu bir şey olarak değil, bir gözlem olarak aktarıyorum. Ama doğrusunu isterseniz sahnede görkemli bir iş vardı. Vera Morais, günümüzün yükselen şarkıcılarından ve tıpkı kendisi gibi Hollanda’da yaşayan Hristo Goleminov ile yaptığı ikili performanslarla büyük dikkat çekiyor. Bu güzel ikiliyi 12. Porta-Jazz Festivali sahnesinden de tanıyoruz. William Carlos Williams yazınına yaptıkları müzikleri “Consider the Plums” albümüne dönüştürmüşlerdi. Gün içinde Matriz_Motriz’in vokal ekibinde de yer alan Vera Morais esas alametini kendisine sipariş edilen bu konser ile gösterdi. Morais’in festivalin kapanışı için besteleyip yönettiği müzik, iyi müziğin geleceğine dair içimde çiçekler açtırdı. Özetlersek; Morais, Brandao ve Goleminov’la açılan sahnede Morais’in talimatlarının izinde beraber ve solo sesler yükselirken bir anda görünmeyen bir alandan farklı sesler duymaya başladık. Üçlünün arkasındaki siyah perde kalkınca piyano, vibrafon ve davul ile perküsyonlar devreye girdi ve adeta birbirlerine meydan okuyarak etkili bir ses şöleni sundular. Özellikle genç piyanist Ines Lopes’in çevik ve cesur ataklarının hakkını vermeliyiz Aslında sahnedeki herkes, tarifi zor ama unutulması imkansız bir denge, eşgüdüm ve bir o kadar da bireysel maharet sergilediler. Ensemble Mutant’ın bundan sonraki konserlerinde nasıl müzikleri hangi müzisyenlerden dinleyeceğiz, heyecanla bekliyorum.
https://hristogoleminov.bandcamp.com/album/consider-the-plums
Yeri gelmişken, dünyada bir çok festivalin halen muzdarip olduğu cinsiyet eşitliği sorununu çözmek elbette ki zaman alacak ama Porta-Jazz Festivali’nin bu konuda da bir çoklarından iyi olduğunu söylemem gerekir.
Toparlamak gerekirse, Porta-Jazz Festivali sadece Portekiz’in değil tüm dünyanın jazz ve doğaçlama müzik kulvarındaki en değerli kazanımlarından biri ve DIY mentalitesinden hareketle çıktığı yolda kollektif, çokkültürlü ve kapsayıcı yaklaşımıyla prestij ve coşkusunu katlayarak büyüyor. Porta-Jazz Festivali beni, bir takipçisi değil, ekibin, sahnenin, müziğin bir parçası gibi hissettiriyor; kendileriyle yolumun kesiştiği o çok şanslı ilk günden beri. Bu hissimde eminim ki yalnız da değilim. İyi ki varsınız Porta-Jazz Assoçiaçao! İyi ki varsınız Porta-Jazz Festivali! Yolunuz apaçık olsun! Mais Porto mais Porta-Jazz Festival!
*Daha çok Porto, daha çok Porta-Jazz










