Mocambo gece kulübü, 3 Ocak 1941’de Sunset Strip’te açıldı. Sahipleri Felix Young ve eski ajan Charlie Morrison, restoranları için “çökmekte olan Roma İmparatorluğu, Salvador Dali ve bir kuş kafesi arasında bir geçiş” olarak tanımadıkları, olağanüstü ve sofistike bir ortam yarattılar. Adından da anlaşılacağı gibi, kulüp Meksika motifleriyle süslenmişti ve mavi, pişmiş toprak, gümüş tonları hakimdi. Palyaço desenli alevli sütunlar, süslenmiş ağaçlar, papağanları ve rengarenk egzotik kuşları barındıran cam duvarlı, büyük kuş kafesleri ortama masalsı bir hava katıyordu. Kulübün maliyetinin 1.6 milyon doları aştığı söylenir.
1940 ve 50’lerde adınızı duyurmak istiyorsanız, Clark Gable, Humphrey Bogart, Lana Turner, Sophia Loren, Ava Gardner, Marlene Dietrich, Howard Hughes gibi isimlerin uğrak yeri olan, Mocambo’da sahne almak zorundaydınız.

HOLLYWOOD – JULY 1951: A typically-full club brims with swells at the swanky Mocambo nightclub on the Sunset Strip in July 1951 in Hollywood, California. (Photo by Michael Ochs Archives/Getty Images)
Mocambo açık kaldığı 17 yıl boyunca, birçok olaya tanıklık etti. Errol Flynn, Los Angeles Times köşesinin yazarı Jimmy Fidler’ı, Mocambo’da yumrukladı. Lauren Bacall ve Humpry Bogart ilk flört ettikleri günlerde, Mocambo’ya giderlerdi ve ne zaman gitseler orkestra “That Old Magic” şarkısını çalardı. Frank Sinatra, 1943’te Tommy Dorsey Orkestrası’ndan ayrıldıktan sonra, solo performans olarak ilk çıkışını Mocambo’ da gerçekleştirdi. Özellikle ırkçı tutumlar göze alındığında, bir Afrikalı Amerikalı olarak, böylesine saygın bir mekânda sahne almak kolay değildi. Yine de Eartha Kitt, Lena Horne ve Ella Fitzgerald Mocambo’da sahne aldılar.
Marilyn Monroe, Ella Fitzgerald’ın büyük bir hayranıydı. 1953’te, “Gentlemen Prefer Blondes” adlı filmindeki rolü için hazırlanırken, piyanisti Hal Schaefer ona Ella’nın plaklarından bir seçki verdi ve Ella’nın tekniğini anlayana kadar şarkıları tekrar tekrar çalışması gerektiğini söyledi. Schaefer’ın yaklaşımı işe yaradı. Marilyn’in “Gentlemen Prefer Blondes”daki performansı iyi karşılandı ve filmin gişe hasılatı maliyetlerini ikiye katladı. Marilyn, 1954’te Los Angeles’a Ella’yı dinlemeye gitti. Böylece onunla tanıştı ve arkadaş oldular. Marilyn bir keresinde şöyle demişti; “onu bir şarkıcı olarak sevdiğim kadar, bir insan olarak da seviyorum. Bence o en iyisi ve o Ella Fitzgerald”. Duyguları karşılıklıydı, Ella da onun için şu sözleri sarf etmişti; “Alışılmadık bir kadındı. Çağının biraz ilerisindeydi ve o bunu bilmiyordu.”
Ella’nın en büyük hayali Mocambo’da sahne almaktı, ama kulübün sahibi yeterince izleyici çekemeyeceği gerekçesiyle Ella Fitzgerald’ı istemiyordu. Amerikalı aktris Dorothy Dangridge’e göre, o zamanlar Ella’yla ilgili asıl sorun onun Afrikalı Amerika’lı olması değil, cinsel çekiciliği olmaması ve tipik sahne fiziği ölçülerinde olmamasıydı. Marilyn Monroe kendi Hollywood büyüsünü, Ella Fitzgerald için kullanmaya karar verdi. Mocambo’nun sahibi Charlie Morrison’a, Ella’ya sahne verirse, kulübün dünya çapında tanıtım almasını sağlayacağına söz verdi. Ella’nın sahne aldığı ilk gece şehir dışındaydı, ama sözüne sadık kalarak kulübü Frank Sinatra, Judy Garland dahil olmak üzere, ünlü arkadaşlarıyla doldurdu ve tüm basın neredeyse oradaydı. Tarih 15 Mart 1955’i gösteriyordu. Gecenin sunucusu Eartha Kitt’ti ve gecenin sonunda Charlie Morrison Ella’ya bir buket uzun saplı kırmızı gül hediye etti. Jazz’ın kraliçesi Ella Fitzgerald’ın hayali gerçek olmuştu.
Marilyn Monroe öleli tam tamına 64 yıl oldu ve hala Hollywood’un en sevilen yıldızlarından biri olmaya devam ediyor. Arkadaşı için yaptıkları, oynadığı filmlerde canlandırdığı yüzeysel sarışınları yalanlayan derin bir karakteri olduğunun ispatı. Ve… Bir kurtarıcıya dönüştü sarışın tanrıça. Marilyn’in Mocambo’da prestijli bir konser ayarlamasından sonra, kendisinin de söylediği gibi Ella bir daha asla küçük bir jazz kulübünde sahne almak zorunda kalmadı. Ella bu konuyu şöyle dile getiriyor; “Marilyn’e gerçek bir borcum var. Mocambo’nun sahibini bizzat aradı. Bana hemen sahne vermesini ve bunu yaparsa her gece en ön sırada oturacağını söyledi. Marilyn’in süper star statüsü dolayısıyla basının çıldıracağını söyledi ve bu doğruydu. Sahibi evet dedi ve Marilyn her gece ön masada oradaydı. Basın gerçekten çıldırdı ve bir daha asla küçük bir jazz kulübünde çalmak zorunda kalmadım”.

Marilyn ve Ella’nın ortak yanları çok fazlaydı. İkisi de travmatik çocukluklar geçirdi, çok erken yaşta evlenip büyük hayal kırıklıkları yaşadı. Yaşadıkları tüm acılara rağmen, daha sonra kariyerlerinde başarıyı yakaladılar. İkilinin bu dostluğu, 2008’de Bonnie Greener imzasıyla “Marilyn ve Ella” adlı bir müzikal haline getirildi.
Charlie Morrison 1957’de öldü, Mocambo bir yıl sonra 1958’de kapandı ve böylece bir devir sona erdi. İkinci Dünya Savaşı çoktan bitmişti ve televizyonun popüleritesi günden güne artıyordu.
Marilyn ve Ella’nın hikayesi bize, inandığımız şeyler ve birbirimiz için nasıl ayağa kalkacağımızı gösteriyor. Çoğu zaman hayatın bir rekabet olduğunu hissedebiliriz ve neyi temsil ettiğimizi gözden kaçırabilir, bu süreçte insanları kaybedebiliriz. Bunun yerine Marilyn ve Ella gibi olmalı, birbirimizi yükseltmeli, destekleyici arkadaşlıklar kazanmalı ve sıkıntıların üstesinden gelmeliyiz.








