
İzmir’in kültür ve sanat duraklarından UrlaDam, bu yaz caz müziğinin en seçkin isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. 10-12 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan “Dam’da Caz” festivali, caz severlere unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak.
İKSV İstanbul Jazz Festivali Direktörü Harun İzer’in küratörlüğünde hazırlanan festival programı, geleneksel caz ritimlerinden Küba müziklerine, modern R&B esintilerinden nostaljik gipsy swing tarzına kadar oldukça geniş bir müzikal yelpazeyi kapsıyor. Paribu’nun destekleriyle hayat bulan festival, UrlaDam’ın doğayla iç içe atmosferine sahip Ağaçlı Sahne’sinde düzenlenecek.
Üç gün boyunca her gece iki farklı performansın sahne alacağı bu çok özel etkinlik, hem Türkiye’nin en güçlü vokallerini ve gruplarını hem de uluslararası caz sahnesinin parlayan yıldızlarını caz tutkunlarıyla buluşturacak.

Harun İzer
“Dam’da Caz, Gelecek Yıllarda Büyüyerek Devam Edecek”
Festivalin program danışmanlığını üstlenen İKSV İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer, UrlaDam ve festival hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle aktarıyor:
“Urla’nın oldukça genç sayılabilecek ve çok değerli kültür mekanlarından biri olan UrlaDam, bence İzmir ve bölgesi için de çok değerli bir girişim. Sevgili Nazan ve Ercan Kesal’ın çabaları ile açılan mekanı ben de geçtiğimiz yıllarda onların davetleri üzerine gördüm ve çok da beğendim. Ercan Bey ile çeşitli vesileler üzerine haberleştik ve kendisi Dam’da Caz’ın program danışmanlığını benden rica etti. Dam’da Caz, UrlaDam’da iki yıldır gerçekleşen butik bir caz festivali, bu açıdan caz müziğinin hem güncel ve popüler temsilcilerine hem de genç ve yeni isimlere yer vermeye çalışıyoruz. Programı yaparken Urla’da daha önce sıklıkla yer almamış, farklı isimlere de alan açmayı hedefliyoruz. Urla yardımı ve bölge seyircisi de bunu büyük bir heyecanla karşıladı gördüğüm kadarıyla. Dam’da Caz’ın gelecek yıllarda yine farklı isimler ve hatta yurtdışından başarılı konuklarla büyüyerek devam edeceğini umuyorum.”
FESTİVAL PROGRAMI
| Tarih & Gün | Saat | Performans & Sahne |
| 10 Temmuz 2026 Cuma |
21.00 – 22.30 | Seda Erciyes (Ağaçlı Sahne) |
| 10 Temmuz 2026 Cuma |
23.00 – 00.30 | “Cuban Classics” by Emir Ersoy (Ağaçlı Sahne) |
| 11 Temmuz 2026 Cumartesi |
21.00 – 22.30 | Lhodos Project (Ağaçlı Sahne) |
| 11 Temmuz 2026 Cumartesi |
23.00 – 00.30 | Selen Beytekin ft. Hermon Mehari & Tony Tixier (Ağaçlı Sahne) |
| 12 Temmuz 2026 Pazar |
21.00 – 22.30 | Flapper Swing (Ağaçlı Sahne) |
| 12 Temmuz 2026 Pazar |
23.00 – 00.30 | Şenay Lambaoğlu & Tuluğ Tırpan Quartet (Ağaçlı Sahne) |
SANATÇI DETAYLARI VE REPERTUVAR HİKAYELERİ

Seda Erciyes
Festivalin açılışını yapacak olan Seda Erciyes, Türkiye’nin modern müzik sahnesinde R&B, hip-hop ve caz tınılarını en özgün şekilde harmanlayan isimlerden biri. Güçlü vokal tekniği, sahne enerjisi ve elektronik altyapılarla zenginleştirdiği caz doğaçlamalarıyla dinleyicilere dinamik ve modern bir festival başlangıcı sunacak.

“Cuban Classics” by Emir Ersoy
Caz ve Latin müziğini Türkiye’de en başarıyla birleştiren piyanist ve aranjör Emir Ersoy, festivalin ilk gecesinde ritmi zirveye taşıyacak. Volkan Öktem, Eylem Pelit, Aleiksi R. Contreras ve Sercan Kerpiççiler gibi her biri enstrümanının devi olan muazzam bir kadroyla sahne alacak olan grup; Küba’nın zamansız klasiklerini cazın özgür ruhuyla yeniden yorumlayarak Ağaçlı Sahne’yi adeta bir Havana gecesine dönüştürecek.

Lhodos Project
Cumartesi gecesinin ilk konuğu olan Lhodos Project, caz dünyasının genç, dinamik ve yenilikçi yüzünü temsil ediyor. Enstrümantal kompozisyonlarında derin hikayeler barındıran grup, modern caz elementlerini kendi özgün tınılarıyla işleyerek dinleyicilere keşif dolu ve dingin bir müzikal yolculuk vadediyor.

Selen Beytekin ft. Hermon Mehari & Tony Tixier
Festivalin en heyecan verici uluslararası iş birliklerinden biri cumartesi gecesi sahne alıyor. Türkiye’nin en güçlü ve büyüleyici caz vokallerinden Selen Beytekin, dünya caz sahnesinin parlayan trompet ustası Hermon Mehari ve dahi piyanist Tony Tixier ile aynı sahneyi paylaşıyor. Bu dev kadro, caz standartlarını yüksek icra kalitesi ve doğaçlama güçleriyle birleştirerek festivalin unutulmazları arasına girmeye aday.
Flapper Swing
Pazar gecesini nostaljik bir esintiyle başlatacak olan Flapper Swing, 1930’ların Paris sokaklarını ve ünlü gitarist Django Reinhardt’ın başlattığı “Gipsy Jazz” (Manouche) ruhunu Urla’ya taşıyor. Akustik gitarları, kontrbası, klarneti ve dönemin ruhunu yansıtan neşeli vokaliyle grup, dinleyicileri zamanda eğlenceli ve swing dolu bir yolculuğa çıkaracak.
Grup, festival sahnesiyle ilgili heyecanını şu sözlerle paylaşıyor:
“Repertuvarımızda yer alan erken dönem caz standartlarının doğaçlama ruhu ve dansla kurduğu güçlü bağı dönemin görselliğiyle sahneye taşırken, festivalin atmosferine eğlenceli ve enerjik bir müzikal katkı sunmayı hedefliyoruz.”

Şenay Lambaoğlu & Tuluğ Tırpan Quartet
Festivalin kapanışını, caz müziğinin Türkiye’deki iki usta ismi yapıyor. Duruluğu, derin söz yazarlığı ve güçlü yorumculuğuyla hayranlık uyandıran Şenay Lambaoğlu’na; uluslararası başarılarıyla gururlandıran usta piyanist ve besteci Tuluğ Tırpan’ın kuarteti eşlik ediyor. Şiirsel anlatımların ve üst düzey caz doğaçlamalarının buluşacağı bu performans, Dam’da Caz festivaline yakışır, hafızalardan silinmeyecek bir final gecesi yaşatacak.
Şenay Lambaoğlu, bu özel kapanış gecesi ve hazırladıkları repertuvarla ilgili duygularını şu sözlerle ifade ediyor:
“Dam’da Caz konseri için hazırladığımız repertuar ağırlıklı olarak coğrafyamızın önemli şair ve kent ozanlarının eserlerinden oluşuyor. Ben şairleri güzellikleri görmemiz konusunda bizlere yol gösteren, ufuk açan, özgür bir bakış açısı kazandıran özel insanlar olarak görüyorum. Bu projede aslında tüm bu değerlere verdiğimiz önemi anlatmak için özel bir seçki hazırladık. Her şiirin kendi içinde bir ritmi var ve biz bu ritim içinde müzikal bir ahenk oluşturduğumuzu düşünüyorum. Doğaçlamalarla zenginleşen konserimizin her defasında farklılaşarak başka bir kabuğa büründüğünü görmekse beni hem çok heyecanlandırıyor hem de içimdeki merak duygusunu besliyor. Bu konuda Tuluğ Tırpan, Eylem Pelit ve Turgut Alp Bekoğlu’nun müzikal perspektifi bu performansa şahit olan her dinleyici için unutulmaz bir deneyim sunuyor.”








