Türkiye’de ‘Jazz Yapmanın’ Tarihsel Serüveni
Türkiye’de, aslında birçok şey gibi, ‘jazz yapmak’ da maalesef kolay değil! Her anlamda; ister müzisyen olarak, ister besteci olarak, ister dinleyici olarak, ister radyo programcısı olarak, ister plakçı olarak, ister kulüp işletmecisi olarak… Üstelik sözlüğümüze, “boşa konuşmak, gevezelik etmek” anlamıyla girmiş bir uğraştan söz ediyoruz.
Selim Tan da, Türkiye’de “Caz Yapmak” ismini verdiği çalışmasının ilk sayfalarında benzer bir sıkıntıya dikkat çekiyor: “Doktora tezim üzerine literatür taraması gerçekleştirdiğim günlerde, Türkiye’de jazz tarihine yönelik akdemik çalışmaların hayli az olduğunu fark ettiğimde şaşırmıştım. Zira bugünün dünyasında ve Türkiye’sinde Batı sanat müziğinden sonra jazz’ın ‘sorgulanmaksızın kabul edilen’ müziksel değeri göz önüne alındığında, bu durumun Türkiye’de literatüre neden yeteri kadar yansımadığı bir soru işaretidir. Bunda şüphesiz Türkiye’de jazz’ın üniversite düzeyinde formel eğitiminin sınırlılığının yanı sıra müzik alanının (müzik eğitimi, müzik teorisi, müzikoloji vb) popüler müzik ve jazz’a yönelik kısıtlı ilgisinin etkili olduğu aşikârdır”. Diğer bir deyişle, Türkiye’de akademik anlamda da ‘jazz yapmak’ kolay değil. Ama bardağın, bakabileceğimiz dolu bir tarafı da var! Sonuç olarak elimizde, Türkiye’de jazz yapmanın tarihsel serüvenini irdeleyen ve sınırlı literatüre önemli bir katkı niteliğinde yeni bir kitap tutuyoruz (üstelik, şunu da hatırlatmalıyız; TDK Türkçe Sözlüğün ilgili maddesinde, ‘jazz yapmak’ın ikinci bir anlamı da yer alıyor: “aykırı düşünceler ortaya atmak”). 
Selim Tan’ın doktora tezine dayanan kitabı, müzikolojik perspektifle ve akademik içeriğini korumak kaydıyla Türkiye’de jazz yapmanın hikâyesini geniş kesimlerle buluşturma amacı taşıyor. Bu doğrultuda, jazz’ın Mütareke Yılları İstanbul’undaki serüveniyle başlayan çalışma –kronolojik bir sırayla– erken Cumhuriyet dönemine, Soğuk Savaş zamanlarına, Özal’lı yıllar ve sonrasına ilişkin bölümlerle devam ediyor. Bilinen diğer bazı kaynaklardan farklı olarak, Selim Tan’ın Türkiye’ye jazz’ın girişini erken Cumhuriyet döneminden değil de Mütareke yıllarından başlatmasının altını özellikle çizebiliriz.
Tan’ın çalışmasının daha dikkate değer farklılığı ise, Türkiye’de jazz yapmanın tarihsel serüveninde Ankara’yı da özellikle ön plana çıkarması: “Türkiye’de kamusal alanın en tarihsel, kozmopolit ve Batı’yla ilişkileri gelişkin ilin İstanbul olması, Türkiye jazz tarihi literatüründe sıklıkla İstanbul merkezliliği beraberinde getirir. Halbuki bir başkent olarak Ankara’nın barındırdığı kurumsallık ve bürokratik-diplomatik ilişkiler, Türkiye’de jazz’ın bugünkü müziksel değerine ulaşmasında azımsanmayacak derecede etkilidir”. Bu sebeple Selim Tan, Ankara jazz sahnesinin –1920’lerden 2010’lara kadar– özgün tarihine de özel bir bölüm ayırmış kitabında.
Bir doktora tezine dayanan Türkiye’de “Caz Yapmak” kitabının, kendi içerisinde akademik yapıyı koruma çabasını bazı okurlar yadırgayabilir. Ama tam da bu akademik yapının getirdiği hacimli ve yol gösterici bir kaynakçaya sahip Türkiye’de “Caz Yapmak”. Keşke bir de “Dizin” eklenseymiş demekten ise kendimizi alamıyoruz!
Selim Tan
Türkiye’de “Caz Yapmak”:
Meşrulaşma, Hâkim Anlatılar ve Yapısöküm
Doğu Kitabevi, Nisan 2024, 176 s.








